Le preposizioni

İtalyanca’da edatlar oldukça zor ve karmaşık bir konudur. Yalnızca le preposizioni anlatan bir kitabım olduğumu söylersem durum anlaşılacaktır.

I fiori di oggi
Bugünün çiçekleri

Ben öncelikle en sık kullanılan edatları, en sık kullanıldıkları anlamıyla anlatayım. Daha sonra cümle kurmaya başlayınca, farklı ifadeler içinde bol bol kullanarak diğer anlamlarını ve kullanım şekillerini daha rahat anlamanıza yardımcı olabilirim.

  • di – aitlik bildiren iyelik eki –in, ın, un, ün (İngilizce of)

di Laura (Laura’nın), di mia madre (annemin), di chi (kimin)

  • a – yön ve yer belirten ismin e hali ve de hali (İngilizce to ve at)

a casa (eve, evde), a scuola (okula, okulda), a Milano
(Milano’ya, Milano’da)

  • da – çıkma, ayrılma bildiren ismin den hali (İngilizce from)

da Roma (Roma’dan), da casa (evden), da vicino (yakından)

  • in – içinde veya ismin de hali (İngilizce in)

in Italia (İtalya’da), in una camera (bir odada), in due mesi (iki ayda)

In Italia aynı zamanda İtalya’ya anlamına gelir. Bu anlamlarda şehirler için a ve ülkeler için in kullanılır. A Madrid (Madrid’e, Madrid’de), in Spagna (İspanya’ya, İspanya’da).

  • su – üstüne ve üstünde (İnglizce on)

su una montagna (bir dağın üstünde/üstüne), su un divano (bir kanepenin/divanın üstünde/üstüne)

Bu anlattığım cinque preposizioni önündeki sözcüğün articolo’su ile birleşiyor. Daha önce verdiğim örneklerde özellikle articolo’suz kullanıldığı durumları seçtim veya sonrasında un, una gibi articolo indeterminativo kullandım.

Şimdi bu edatları articolo’lu bir sözcükle nasıl kullanacağımıza bakalım. Bir tablo yaparak incelersek daha kolay anlayabilir, gerektiğinde hemen başvurabiliriz.

dalla finestra (pencereden), al mare (denize, denizde), del film (filmin), sul tavolo (masanın üstünde, üstüne), al tavolo (masaya, masada), nella borsa (çantada), sullo sgabello (taburenin üstünde), all’alba (şafak vakti), della camera, (odanın), nell’autobus (otobüste), dei bambini (çocukların), degli amici (arkadaşların), sui piatti (tabaklarda, tabaklara), nelle tazze (fincanlarda), dalle informazioni (bilgilerden), sulle foto (fotoğrafların üstüne, üstünde), dai libri (kitaplardan), dagli alberi (ağaçlardan)

Buona festa della mamma yazımda di ve la (la mamma/madre) birleşip della olmuştu, 1 Mayıs’ta yazdığım Buona festa dei lavoratori’de (i lavoratori) ise di ve i bir araya gelip dei olmuştu. O zaman, Haziran’da da Buona Festa del papà adlı bir yazıda Babalar Gününü kutlarken di edadı ve il (il papà/padre) articolo’sunu birleştirip del ile bir tamlama oluşturacağız demek ki!

Bu tabloyu (la tabella delle preposizioni articolate) ezberleyip kafa karıştırmak yerine gördüğünüz kalıplarda dikkatli olup pratik bir şekilde öğrenmeniz daha kolay olacaktır, un suggerimento dall’insegnante (öğretmenden bir öneri).

Ben de alışmanız için yazıların içindeki İtalyanca ifadelerde daha çok kullanmaya çalışacağım.

Bu en zor kısmı atlattıktan sonra diğer edatlara bakalım:

  • per – için (İngilizce for)

per un amico, per la lezione, per i bambini, per gli amici

  • con – ile (İngilizce with)

con la carta di credito, con l’aiuto di un amico (bir arkadaşın yardımıyla)

Nadiren col veya colla olarak articolo ile birleşip kullanılsa da quasi sempre (neredeyse her zaman) ayrı rastlayacaksınız.

  • fra/tra – arasında (İngilizce between, among)

tra amici, fra Venezia e Padova, tra fratelli, fra l’auto e la bici

Il cane é fra l’auto e la bici

Bu iki preposizione aynı anlamdadır ve istediğinizi kullanabilirsiniz. Tek kural, tra ile başlayan bir sözcükten önce tra ve fra ile başlayan bir sözcükten önce de fra kullanılmaz. (tra fratelli, tra Franca e Spagna, fra traduttori)

Yani Socializzazione tra due balconi adlı yazımı Socializzazione fra due balconi olarak da adlandırabilirdim.

Bu iki balkon arası sosyalleşme de İtalya’dan:

Tavola fra due balconi a Porto San Giorgio
Porto San Giorgio’da iki balkon arasında sofra

Fra ve tra edatları bir zaman birimi ile kullanıldığında ‘içinde’ anlamına gelir: fra dieci minuti (on dakika içinde), tra due mesi (iki ay içinde), fra un anno (bir yıl içinde), tra quattro ore (dört saat içinde).

Ci vediamo fra qualche giorno! (Birkaç gün içinde görüşürüz)

Una bella sorpresa

Güzel bir sürpriz!

Educazione senza distanza con Emre Jr
Emre Jr ile mesafesiz eğitim

Ben bir kırk günlük karantina için daha moral depoladım dün sabah bir anda. Sevgili Emre Toğrul, Hürriyet Çukurova yerel ekindeki köşesinde bu pazar benden söz etmiş, 14 Nisan tarihli Dopo la quarantena yazımı olduğu gibi yayınlamış. Bu yazımda, iki oğlunu da tanıma şansıma değinmiştim. Emre de öğretmen ve öğrenci arasında sosyal ve fiziksel yakınlık olmadan gerçek eğitim verilemeyeceğine dair inancına, uzaktan eğitim konusundaki endişelerine değinmiş yazısında.

Bu tepe fotoğrafları kolajından da görebileceğiniz gibi yakından eğitim gerçekten bambaşka!

Benim sosyal medya ile imtihanım maalesef çok başarısız ama bu ilk ve tek sosyal medya mecramı çok sevdim. Kaç kişi okuyor, kim neyi okudu veya okumadı, kim başladı kim bıraktı hiçbir sayısal veya kişisel içerikli bildirim gelmiyor. Derdim layklanmak değil zaten, keyif alarak paylaşmak, üretmek. Ben yazıp bir şişeyle denize atıyorum, bulup beğenenlerin okumaya devam edeceğini, ilgilenecek kişilerle paylaşacağını düşünüyorum. Aldığım sürprizli ‘organik’ geri bildirimlere ise bayılıyorum!

İşte elektronik ortamdaki bu romantik yaklaşımım, biraz da karantina şaşkınlığım, daha doğrusu alıklığım nedeniyle maalesef bu yazımı daha geçen Cuma günü iletmeyi akıl ettim Emre’ye. O da iki gün sonra bu güzel sürprizi yaparak utandırdı beni.

Emre, şehrin ve ülkenin sınırlarını aşan mesleki başarısının yanında müthiş bir entelektüel birikimi olan son derece duyarlı, mütevazı bir dost. Kendisini tedavi etmek amacıyla yazmaya başladığını okumuştum bir yazısında ama aslında düşüncelerini en yalın, en duyarlı şekilde yansıttığı yazılarıyla o bizleri tedavi ediyor.

Emre Toğrul’un 2016 yılında Karahan Kitabevi tarafından yayınlanan Hürriyet Yazıları adlı kitabında derlediği ve Facebook hesabında paylaştığı gazete yazarını çok seveceksiniz, benim çok sevdiğim bir benzetmede ifade edildiği gibi bu denemelerden Montaigne tadı alacaksınız. Benden söylemesi!

Il modo più divertente di fare i compiti
Ödev yapmanın en keyifli yolu

Zaten şimdi tüm dünya çocukları böyle yapmıyor mu ödevlerini?

Duetti Eros Ramazzotti

Eros Ramazzotti düetleri!

Bir benimle düet yapmadı, biraz kırgın olsam da Eros’umun yeri başkadır!

Herkes bir tarafa da, anacım o Tina Turner ne menem bir kadındı öyle! Biz ortaokullu ergen kızlar, 1984 yılında Private Dancer albümü çıktığında yatakhanede iki etüt arasında odamıza gider, teypten çıkarmadığımız kasetten bangır bangır çaldığımız parçalar eşliğinde kudurur, en son What’s Love Got to Do with It şarkısında durulur, ikinci round etüde girer ders çalışırdık. Sonra da yorgun düşüp yeni bir okul gününe uyanmak üzere yatardık. 45 yaşındaki Tina Turner ise yorulmak nedir bilmeden turnelere çıkar, çılgınca dans ettiği konserler verirdi.

Bundan tam 14 yıl sonra, biz bu sefer iş yorgunuyken, teyzem Münih’te Eros Ramazzotti ile düet yapıp dans ediyor, şarkı bitince de yetinmeyip kendi şarkısı Simply the Best‘i söylerken gayet enerjik hopluyor, zıplıyor. Boşuna süper babaanne lakabı takılmadı ona!

Tina Turner şu anda 81 yaşında, maalesef üç yıl önce oğlu intihar etti. Eminim bu üzüntüyü yaşamasaydı hâlâ  sahnede olur, ışıltılı enerjisini yaymaya devam ederdi.

İşte Eros Ramazzotti’nin düetlerinden bazıları, seçin beğenin dinleyin!

Eros Ramazzotti con Tina Turner:

Eros Ramazzotti con Luciano Pavarotti:

Eros Ramazzotti con Joe Cocker:

Eros Ramazzotti con Cher:

Eros Ramazzotti con Anastacia:

Eros Ramazzotti con Andrea Bocelli:

Eros Ramazzotti con Nicole Scherzinger:

Eros Ramazzotti con Ricky Martin:

Eros Ramazzotti con Giorgia:

Eros Ramazzotti con Raf:

Eros Ramazzotti con Ani Lorak:

Eros Ramazzotti con Take 6:

Eros Ramazzotti con Patsy Kensit:

Son olarak Biagio Antonacci, Eros Ramazzotti ve Laura Pausini üçlüsünden bir şarkı:

Musica è cibo per l’anima
Müzik ruhun gıdasıdır

L’italiano di Toto Cutugno

Hafta sonuna Toto Cutugno’nun tüm zamanların şarkısı L’italiano ile girmeye ne dersiniz? The Gypsy Queens’in bu klip eşliğindeki yorumu bana her defasında iyi geliyor.

Sözlerini de vereyim, birlikte mırıldanabilir veya balkona çıkıp bağıra çağıra söyleyebilir, dans edebilirsiniz. Eminim katılan da olur, kimsenin kimseyi yadırgayacak hali kalmadı. Artık tüm dünyada herkes deli, ne yapsak yeri!

Lasciatemi cantare
Bırakın şarkı söyleyeyim

Lasciatemi cantare
Con la chitarra in mano
Lasciatemi cantare
Sono un italiano

Buongiorno Italia, gli spaghetti al dente
E un partigiano come presidente
Con l’autoradio sempre nella mano destra
Un canarino sopra la finestra

Buongiorno Italia con i tuoi artisti
Con troppa America sui manifesti
Con le canzoni, con amore
Con il cuore
Con più donne e sempre meno suore

Buongiorno Italia, buongiorno Maria
Con gli occhi pieni di malinconia
Buongiorno Dio
Lo sai che ci sono anch’io

Lasciatemi cantare
Con la chitarra in mano
Lasciatemi cantare
Una canzone piano piano

Lasciatemi cantare
Perché ne sono fiero
Sono un italiano
Un italiano vero

Buongiorno Italia che non si spaventa
Con la crema da barba alla menta
Con un vestito gessato sul blu
E la moviola la domenica in TV

Dal film Otto e Mezzo di Fellini
Fellini’nin Sekiz Buçuk filminden


Caruso di Lucio Dalla

Enrico Caruso
(1873-1921)

Caruso, 2012 yılında ölen İtalyan şarkıcı, şarkı sözü yazarı, müzisyen ve aktör Lucio Dalla’nın, kısacık hayatına büyük başarılar sığdırmış ünlü Napolili tenor Enrico Caruso için besteleyip ona ithaf ettiği efsane şarkıdır.

Lucio Dalla
(1943-2012)

Lucio Dalla müzik hayatına erken yaşta, şimdi ünlü bir yönetmen olan arkadaşı Pupi Avati ile başlamış. Avati, gruptan ayrılma nedenini Dalla’nın müzik yeteneği altında ezildiğini hissetmesi olarak açıklıyor ve 2005 yılında çevirdiği Ma quando arrivano le ragazze? filminde Lucio Dalla ile olan arkadaşlığından ilham aldığını söylüyor.

Lucio Dalla, Il Corriere della Sera gazetesi ile yaptığı bir röportajda bu şarkısının ilham kaynağını ve anlamını anlatmış. Sorrento’da Grand Hotel Excelsior Vittoria’da tesadüfen yıllar önce Enrico Caruso’nun ölmeden önce bir süre kaldığı odada kaldığını öğrendiğinde ve yaşadığı aşkın hikâyesini dinlediğinde çok etkilenerek yazmış bu şarkıyı.

Söylentiye göre, Enrico Caruso bir akşam oteldeki hasta yatağından kalkıp bulunduğu kıyının en ucunda bir kayanın üzerinde şarkı söylemiş o muhteşem sesiyle ve çevredeki balıkçılar bir araya gelip saatlerce onu dinlemiş.

Bu Enrico Caruso’nun son konseri ve son gecesiymiş zaten.

Dorothy Caruso
(1893-1955)

Caruso belki de en güzel İtalyan aşk şarkısıdır. Ölmek üzere olan bir adamın sevdiği kadının gözlerinin içine bakarak dile getirdiği duyguları içeren sözlerinde Enrico Caruso’nun hayatından insanlar ve yerler vardır. Lucio Dalla’nın şarkısındaki yeşil gözlü kadın ise Enrico Caruso’nun ölmeden üç yıl önce evlendiği Dorothy Park Benjamin.

Lucio Dalla şarkıyı Napoli lehçesinde yazdığı için Sorrento, Surriento olarak geçiyor. Tıpkı Te voglio bene assai olarak duyacağınız Ti voglio bene sai (seni çok seviyorum) gibi.

Biz hep Ti amo (amare fiilinden) ifadesini biliriz seni seviyorum anlamında. Ti amo karşı cinse olan aşkı anlatmak için kullanılır. Amare fiili başka bir nesne ile kullanıldığında ise çok sevmek anlamına gelir (amo la pizza, amo questa città).

Ti voglio bene ise anneye, babaya, kardeşe, arkadaşa veya diğer bir yakınımıza duyduğumuz sevgiyi belirtmek için kullanılır. Seni seviyorum anlamında kullanılır ama tam çevirisi senin için iyi olanı istiyorum’dur.

Aşk acısını “Ti amo’dan Ti voglio bene’ye düştük” diye tek cümle ile özetleyen arkadaşımı “Unutma bir de Ti odio (senden nefret ediyorum) var, Ti voglio bene’de kalmak iyidir” diyerek avutmaya çalışmıştım.

Ancak şimdi Caruso’nun sözlerine tekrar bakınca Ti amo’dan Ti voglio bene’ye düşülmediğini, aksine çıkıldığını düşünüyorum. Ti amo’yu da kapsayan çok daha büyük bir sevgiyi ifade ediyor bence.

Sonuçta, koskoca Lucio Dalla da Enrico Caruso’nun tutkuyla aşık olduğu karısına vedasını yazarken Ti amo dememiş, değil mi ama!

Hep Luciano Pavarotti’den dinlemeye alışık olduğumuz ve artık Andrea Bocelli’den dinlemeyi çok sevdiğimiz Caruso‘yu bir de bestecisi Lucio Dalla’dan dinleyelim:

Julio Iglesias, Laura Pausini, Mina, Al Bano, Josh Groban ve Lara Fabian gibi şarkıcıların da söylediği bu güzel şarkının İtalyanca ve Türkçe olarak Fatih Erkoç yorumu:

Umarım keyifle okumuşsunuzdur ve dinlemişsinizdir, müzik sarmalasın ruhumuzu.

Vi voglio bene sapete (sizi seviyorum biliyorsunuz) ma tanto tanto bene (ama çok çok)!

Lucio Dalla

Lo Shampoo

Günlük, sıradan ve koşuşturma dolu hayatlarımızda durup düşünmeye zaman ayırmadığımız konular, Giorgio Gaber’in penceresinden baktığımızda büyük anlam kazanır çoğu zaman.

Politika ve ağır kavramların bir entelektüel ve hiçbir şey bilmeyen bir kişi arasındaki diyalogda işlendiği Dialogo tra un impegnato e un non so albümünde Lo Shampoo şarkısı hoş bir sürprizdir örneğin.

Son derece bezgin bir sesle söylemeye başladığı Lo Shampoo şarkısının ilk dizelerinde chiuso in casa a pensare (düşünmek üzere eve kapanan), yozlaşmış bir hayat içinde una brutta giornata (kötü, çirkin bir gün) yaşayan bir adam görüyoruz. Non c’è niente da fare ve non c’è via di scampo (yapacak bir şey ve kaçıştan başka yol yok) diye düşünen adam banyo yapmaya karar verir.

Una strana giornata (tuhaf bir gündür) ve non si muove una foglia (bir yaprak bile kıpırdamaz). Kafası pamukla doldurulmuş gibi olduğu ve hiçbir istek duymadığı için per forza (kesinlikle) bir şampuan yapması gerektiğini düşünür.

İşte bu andan itibaren şarkıdaki ruh hali değişmeye başlar. Shhh su sesi ile birlikte bu sesin olduğu fiillerle (scende l’acqua, scroscia l’acqua) suyun indiğini, aktığını duyuyor, adeta suyu üzerimizde hissediyoruz.

Derken calda, fredda, calda diye suyun sıcaklığı ayarlanıyor ve giusta diye doğru ısı yakalanıyor.

Sırada şampuan seçimi var. Keyfi yerine gelmeye başlayan adam, kırmızı ve sarı şampuana bakarken quale marca mi va meglio diye hangi markanın kendisi için daha iyi olacağını soruyor ve questa (bu) diyerek birinde karar kılıyor.

Su ve şampuan bir araya gelince tabii ki schiuma (köpük) çıkmaya başlıyor ve şarkı daha da neşeli bir hal alıyor. Yumuşacık, beyaz, hafif hafif gibi sıfatlarla betimlenen köpük, kaymağa ve kara benzetiliyor.

Burada duygusallaşan karakterimiz, konuşarak köpüğün iyi bir şey olduğunu söylüyor ve köpüğü üzgün ve yorgun olduğumuzda başınızı okşayan, kocaman beyazlar içinde bir anneye benzetiyor.

Lo Shampoo

Una brutta giornata
chiuso in casa a pensare
una vita sprecata
non c’è niente da fare
non c’è via di scampo
mah, quasi quasi mi faccio uno shampoo.

Uno shampoo?
Una strana giornata
non si muove una foglia
ho la testa ovattata
non ho neanche una voglia
non c’è via di scampo
devo farmi per forza uno shampoo.
Uno shampoo?
Scende l’acqua, scroscia l’acqua calda, fredda, calda…
Giusta!
Shampoo rosso e giallo, quale marca mi va meglio?
Questa!

Schiuma soffice, morbida, bianca, lieve
lieve sembra panna, sembra neve.
La schiuma è una cosa buona, come la mamma, che ti accarezza la testa
quando sei triste e stanco:
una mamma enorme, una mamma in bianco.
Sciacquo, sciacquo, sciacquo.

Ben burada şarkının su sesleri ile biten ilk bölümünü verdim. İkinci bölümde antiforfora (kepeğe karşı) şampuanın meglio (daha iyi) olduğuna ikna olduğunu dile getiren il Signor G, yine aynı özelliklerinden dolayı köpüğü insanın içini temizleyen saf bir şeye, süte ve ardından da kutsal bir şeye benzetiyor.

Şimdi bu şarkıyı Giorgio Gaber’in sesinden dinleyip ona eşlik etmeye ne dersiniz?

Not: Yazının girişinde koşuşturma dolu hayatlarımızdan bahsetmem tuhaf, bu tarz bir hayat nostaljik gelmiş olabilir, bu yazı kitabımdan

Fare uno shampoo (bir şampuan yapmak) her zaman iyi geliyor insana, karantina uzadıkça şampuan sıklığı artıyor!

Il Signor G

“Dove esistono una voglia, un amore, una passione, lì ci sono anch’io”
(Arzu, sevgi ve tutkunun olduğu her yerde ben de varım)
Giorgio Gaber

İtalya’da Il Signor G lakabıyla tanınan Giorgio Gaber, 64 yıllık yaşamına çok şey sığdırmış bir şarkıcı, besteci, söz yazarı, yorumcu, oyuncu ve oyun yazarıydı.

15 yaşında bir kaza sonucu elini aktif olarak kullanamamaya başlayan Giorgio, bir doktorun önerisi üzerine fizik tedavi amacıyla gitar çalmaya başlayıp hayatını adayacağı tutkusunu keşfetmiş.

Giorgio Gaber, İtalyan toplumunun ve politik hayatın gerçeklerini ironik, felsefi ama son derece sade ve sahici bir dille yansıtmıştır tüm albümlerinde, oyunlarında, televizyon şovlarında.

Il Signor G, özgün kişiliği ve sanatçı kimliğiyle kısa sürede kitlelerin sevgilisi olmuş, büyük bir iz bırakmıştır ülke halkının gönlünde.

İtalyan çocuk öyküleri yazarı Gustavo Roldán’ın 2010 yılında yayınlanan Il Signor G adlı kitabının öyküsü çölde geçiyor. Signor G hiçbir şeyin olmadığı, hiçbir şeyin büyümediği, her şeyin sonsuza kadar hareketsiz olduğu küçük bir köyde yaşar.

Bir gün Signor G’nin aklına tuhaf bir fikir gelir, daha doğrusu delice bir fikir: fazla sessiz olan köylerine birazcık müzik getirmek için çölde bir çiçek ekmek. Bilge komşular, çölde çiçek yetişmeyeceğini ve çiçeklerin müzik yapmayacağını bildikleri için Signor G’nin gerçekten çıldırmış olduğunu düşünürler.

Ancak, çok güzel bir bakım sayesinde harika bir çiçek açar ve çok sayıda kuş oraya üşüşür. Ve bu kuşlar, şarkılarıyla köy halkına müzik ve neşe getirirler.

“Signor G bir ülkede doğdu, büyüdü ve hep orada yaşadı.

Büyük bir sessizliğin sarmaladığı bir ülke”

Dal libro di Gustavo Roldán

İtalya’yı, ülkemizi ve tabii ki tüm dünyayı en kısa zamanda yeniden müziğin sarmalamasını diliyorum ve bu dileğimi evrene gönderiyorum!

Not: Dün sabah Ekrem İmamoğlu’nun (Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için kısaca Il Signor B diyebiliriz) benzer ifadelerle Askıda Fatura uygulaması başlattığını, daha doğrusu benim Spesa Sospesa yazısını yazarken o anda konuyla bağlantılı veriverdiğim adı duyunca çok şaşırdım. Proje isminin telif hakkı bende falan diye çirkefleşmeyeceğim şu kriz ortamında, pijamamın cebindeki parayı bile harcayamadığım bir dönemde rant peşinde değilim. Çocuk iyi şeyler yapıyor aferin, hevesini kırmak istemem. Zaten bu aralar uğraşmadığı bir ben eksiğim

Ben haddimi bilerek asıl işim olan öğretmenliğe dönüyorum. Bu hafta derslerde ilerleyelim madem biraz!

Riferimenti e titoli

Hitap şekilleri ve unvanlar!

Tanımadığımız veya resmî olarak hitap ettiğimiz erkeklere Signore, kadınlara Signora ve genç kızlara Signorina diye hitap edeceğiz.

Un profumo dal Signor Ferragamo

Eğer kişiye soyadı ile hitap etmek istiyorsak Signor Bianchi, Signora Verdi ve Signorina Prodi diyebiliriz.

Bir kişiye doğrudan hitap etmeyip ondan üçüncü şahıs olarak bahsediyorsak articolo kullanmamız gerekiyor (il Signor Ferranti, la Signora Rossi, la Signorina Panciera).

Erkek çoğul olarak kullandığımız zaman ise evli bir çiftten bahsetmiş oluyoruz (i Signori Angeli).

Soyadı kullanmadan ise kişilerden il signore, la signora ve la signorina diye bahsedebiliriz (quella signora è un’insegnante di fisica)

Presidente, architetto, avvocato, dottore/dottoressa, professore/professoressa, ingegnere, direttore, senatore gibi meslekler de soyadı ile birlikte, unvan olarak bu hitap tarzları gibi kullanılır.

Ancak Signor Bianchi örneğinde olduğu gibi dottore, professore, ingegnere, direttore ve senatore sözcüklerinin son harfi olan –e düşer
(Dottor Leone, Ingegner Passini, Senator Ruggini).

Benzer şekilde, il mare (deniz) sözcüğü bir deniz adı verirken değişir (il Mar Mediterraneo, il Mar Rosso, il Mar Caspio, il Mar Nero, il Mar Egeo).

Marmara Denizi ise il Mar Marmara gibi bir tekerleme değil, il Mar di Marmara.

A proposito (bu arada), dottore ve dottoressa sözcükleri (ve unvanları) aynı zamanda üniversite mezunu erkekler ve kadınlar için kullanılıyor, insana doktora yapmış hissi veriyor!

İtalyan yönetmen Pietro Germi’nin 1966 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü Un homme et une femme ile paylaşan komedi filmi Signore e Signori’den qualche scena (birkaç sahne):

Dal film Signore e Signori di Pietro Germi
Pietro Germi’nin Signore e Signori filminden

Sırp-İtalyan oyuncu Desanka (takma adı Beba ) Lončar niye güldüğü sorulunca Non lo so diyerek nedenini bilmediğini söyleyip Perché ridi tu? (sen neden gülüyorsun) diye soruyor.

Bilmem bu size de oluyor mu ama benim başıma pek sık gelmeye başladı artık. Sinirler hayli (yani highly) bozuk ve evet bir de ridere senza motivo è contagioso (sebepsiz gülmek bulaşıcıdır)!

Not: Bu arada, bir kalabalığa hitap ederken İtalyanca’da da bizdeki sırada söyleniyor, Signori e Signore

Devamını bilen bilir ama bilmeyenler için söyleyelim, Baylar Bayanlar, merdivenden kayanlar!

Dieta GM

GM Diyeti!

Kadınlar genellikle güzellik ve formda kalma sırlarını, hatta bazen pasta tariflerini bile paylaşmaz ama corona paylaşmayı öğretti bana. Artık ayna ayna söyle bana demiyorum, zaten aynaya da bakmıyorum.

Tek dileğim sizleri yeniden görebilmek ve bu nedenle karantina bittiğinde evlerimizin kapısından sığıp çıkabilecek bir ebatta ve kanatlarımızın taşıyabileceği bir ağırlıkta olmamız!

Bu nedenle, hazır evdeyken rahatça yapabileceğiniz 7 günlük GM diyetimi yazayım dedim bugün. Ben bu diyeti beş yıl önce keşfettim. Bir buçuk ay sonra gideceğim bir yaz tatili öncesinde kış ağırlığını atmak istiyordum ama çok az zamanım vardı.

Google’a çaresizce çok kısa sürede nasıl kilo verebilirim gibi samimi bir soru sordum. İngilizce sordum, daha fazla ve güvenilir seçenek bulup kendime uygun olanını seçmek için. Ve şansıma karşıma benim için en uygun olan diyet planı çıkıverdi. Hem de ABD Tarım Bakanlığı ve FDA’nın desteğiyle geliştirilip John Hopkins Araştırma Merkezinde test edilmiş GM Diet!

80’li yıllarda General Motors’un çalışanları için geliştirdiği söylenen ama kökeni tam olarak bilinmeyen sağlıklı bir detoks diyeti. Ben hemen sarıldım bu diyete çünkü kibrit kutusu kadar peynir gibi belli saatlerde belli ölçülerde bir şeyler yemeyi dikte etmiyordu. Gayet lezzetli, esnek bir diyetti, kafama yattı.

Il primo giorno: İstediğiniz zaman, istediğiniz miktarda muz hariç meyve, daha etkili sonuç için bol kavun, meyve suyu (succo di frutta) yok, 8-10 bardak su

Il secondo giorno: İstediğiniz zaman, istediğiniz kadar sebze, tercih sırasına göre çiğ, haşlanmış ve ızgara, ben yemiyorum ama yiyecekseniz sadece sabah bir adet haşlanmış patates, 8-10 bichieri di acqua

Il terzo giorno: Yine serbest miktarlarda ve saatlerde meyve ve verdure (sebze), 8-10 bardak su, meyve suyu yok

Il quarto giorno: Potasyum takviyesi için 6 büyük veya 8 küçük muz ve 3 bardak tercihen yağsız latte (süt), 8-10 bardak su

Gün boyu yarım bardak sütle yarım muz gayet tok tutuyor, isterseniz öğünlerde birer muz olabilir, önemli olan yatmadan acıkmamak için hemen tüketmemek hakkınızı, sona bir muz saklayın.

En sevdiğim, en zahmetsiz gün. Bu kadar uzun yazmamdan bellidir. Muz sevmeyenler için bir alternatif görmüştüm bir yerde ama neydi hatırlamıyorum. Bu güzelim meyveyi sevmeyen varsa ceza olarak kendi bulsun!

Il quinto giorno: Bir büyük kase haşlanmış pirinç (varsa kahverengi, yoksa sorun değil), 5-6 büyük pomodori (domates) veya 12-14 cherry domates, ürik asit fazlalığını dengelemek için 10-12 bardak su, vejetaryen değilseniz pirinç yerine makul miktarda yağsız kırmızı veya beyaz et (250-300 g) olabiliyor

L’insalata di riso
Pirinç salatası

Il sesto giorno: Yine una ciotola di riso (bir kase pirinç) veya et, serbest miktarlarda ve saatlerde sebze, 8-10 bardak su

Il settimo giorno: Preferibilmente (tercihen) pirinç veya yine et, serbest miktarlarda ve saatlerde sebze, 3-4 bardak taze meyve suyu, 8-10 bardak su

Günlerin sırasını değiştirmemek gerekiyor unutmayın. Bir de acıkmayı beklemeden sürekli atıştırmak öneriliyor. İlk gün biraz halsizlik ve/veya kahvesizlikten baş ağrısı olabilir, geçiyor.

Gün boyu yeşil çay veya bitki çayı içebilirsiniz, kahve yok ama detoks olsun demezseniz abartmadan şekersiz çay ve sütsüz kahve olabilir. Ben günde bir fincan azıcık demli çay ve bir Türk kahvesi içiyorum. İlk denememde bir damla dahi çay veya kahve içmemiştim. Ama şimdi bu keyfi esirgemiyorum kendimden!

İlk yaptığımda et seçeneğini bilmediğim için hep pirinç yedim, beşinci gün biraz acıkıp kaçamak biraz daha pirinç yemiştim. O gün için et planlasanız daha iyi olur bence.

Bir hafta sonunda aniden mucizevi bir kilo kaybı oluyor, sanki bir heykeltıraş gelip yontmuş gibi uyanıyor insan son sabaha. Güzel ödem attırıyor, yağ yakıyor, cilt ve uyku düzeni üzerinde çok etkili. Kaybedilen kilo kişiye göre değişe de 4-6 kg civarında olacaktır. Ve asıl güzel olan, bu şekilde de doyduğunuzu, gün boyu ne kadar gereksiz atıştırdığınızı anlıyorsunuz ve bu farkındalık oldukça uzun sürüyor. Yani hemen eski düzene geçilip kilo alınmıyor.

Grazie al mio metabolismo (metabolizmam sayesinde) çok iştahlı olmama rağmen daha önce bir kez bile rejim yapmamıştım. Hiç işkence çekmeden, sevdiğim lezzetlerle özgürce umduğumdan fazla kilo verince, üç hafta sonra daha esnek bir uygulama ile bir tur daha yaptım ve gayet özgüvenli bir şekilde tatilime gittim.

Bir gram bile veremeseniz dahi, kendinizi bu süre içinde alacağınız kilolardan, bol miktarda tüketeceğiniz antioksidanlar sayesinde coronadan korumuş olacaksınız!

Not: Beş yıldır her bahar yapıyorum bu diyeti. Bir ay arayla tekrarlayabilirsiniz. Başımıza gelecekleri öngörüp karantinaya girer girmez yapmıştım. Şu an ikinci turun beşinci günündeyim.

Bir de karantinadan çıkmadan yaparım herhalde: giriş, gelişme sonuç!

Attacchiamoci alla vita
Hayata tutunalım