Acca in Fuga

Alfabede olmayan K ve Y için diğer harfler seferber olurken, alfabede olup da okunmayan ve üstelik diğer harfler tarafından dışlanan H küsüp kaçmasın da ne yapsın?

1920-1980 yılları arasında yaşayan, İtalya’nın bir numaralı çocuk kitapları yazarı Gianni Rodari’nin L’Acca in fuga adlı öyküsünde, alfabedeki harflerin “O suratla alfabede işin ne, kimsenin seni telaffuz etmediğini biliyor musun yoksa bilmiyor musun?” diye dalga geçtiği H’nin sabrı taşar ve kendine değer verilen başka dillerin olduğu diyarlara doğru yola çıkar. Aklında H harfinin çok önemli olduğunu duyduğu Germania vardır.

Ancak, o yola çıkar çıkmaz chiese (kiliseler) bombardıman altında kalmış gibi çöker, chioschi (satış büfeleri) aniden hafifleşip havalanır ve gazeteler, biralar, meyve suları etrafa saçılır. Gökten cherubini (çocuk melekler) düşmeye başlar, H olmadan kanatsız kalmış gibidirler. Chiavi (anahtarlar) açmaz olur, dışarıda kalanlar açıkta uyumak zorunda kalır. Akordu bozulan chitarre (gitarlar) tencerelerden beter ses çıkarmaya başlar. Chianti şaraplarının tadı bozulur, zaten içmek de mümkün olmaz artık çünkü bicchieri (bardaklar) paramparça olur. H ortadan kaybolduğunda duvara çakılmakta olan chiodo (çivi) çekicin altında tereyağı gibi erir. Ertesi sabah, Alplerden İyon Denizi’ne kadar tek bir horozdan chicchirichi sesi gelmez. Geniş bir arama operasyonu başlar, sınırlara uyarı yapılır.

Derken pasaportu olmayan H, Avusturya’ya kaçak giriş yapmaya çalışırken yakalanır. Dizlerinin üzerinde H’ye yalvaranlar, o olmadan Dante Alighieri’nin adını bile telaffuz edemediklerini söyler. Chiavari halkı ona deniz kenarında bir villa sözü verir. İyi kalpli H kalarak chiacchierare (sohbet etmek, çene çalmak) fiilinin ve chicchessia (herhangi biri, olumsuz cümlede hiç kimse) zamirinin yüreklerine su serper. Ancak ona saygı göstermek gerekir, yoksa yine gider.

Anlatıcı ise miyop olduğunu ve senza occhiali (gözlüksüz) şuradan şurayı göremediğini ekliyor hikayenin sonuna.

Bu arada, chicchessia sözcüğü sizi korkutmasın, hikâyede geçtiği için kullandım, her iki anlamı için de daha yaygın kullanılan sevimli sözcükler var.

Ben de telaffuz kurallarını anlatırken onu sona bıraktığım için suçluluk duydum ve korktum şimdi.

Ya benden de giderse Acca, alim arap olur vallai billai!

La pronuncia

Pronuncia (telaffuz) kurallarını anlatırken Türkçe veya İngilizce’ye benzeyen ya da kulağınıza aşina gelen sözcüklerden örnekler vereceğim. Böylece, telaffuz kurallarını öğrendiğinizde cento (yüz) sözcük daha öğrenmiş olacaksınız.

La lettera C:

C harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde k sesi verir.

camera (oda), carta (kağıt, kart), cane (köpek)

cuore (kalp, yürek), poco (az), conto (hesap )

C harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde ç sesi verir.

centro (merkez, orta), cento (100), cinema (sinema)

dieci (10), cena (akşam yemeği), cucina (mutfak)

C harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ke veya ki sesini elde ederiz. Yani araya eklenen h harfi ile alfabede olmayan k sesini yakalamış oluyoruz.

che, (ne), perché (neden, çünkü), chi(kim)

amiche (arkadaşlar, kız), anche (ayrıca, dahi), chiuso/a (kapalı)

Bu kurala göre, İtalyan bebek ve çocuk ürünleri markası Chicco’yu yanlış telaffuz ettiğimizi göreceksiniz. Ben de arkamdan gülüşülmesin diye çoğunlukla Kikko yerine Çikko diyorum.

C harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ça, ço veya çu sesi verir.

ciao (merhaba, hoşçakal), ciuccio (emzik), cioccolato (çikolata)

ciotola (kâse, çanak), carciofo (enginar), marciapiede (kaldırım)

La lettera G:

G harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde g sesi verir.

gatto (kedi), garantia (garanti), pagare (ödemek)

gonna (etek), gondola (gondol), gusto (tat, zevk)

G harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde c sesi verir.

generale (genel, general), piangere (ağlamak)

ginnastica (jimnastik), Germania (Almanya)

G harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ge veya gi sesini elde ederiz.

alberghi (oteller), targhe (plakalar, tabelalar)

ghiaccio (buz), ghepardo (çita)

Bu hece sözcük sonunda ise sözcüğün çoğul olduğunu düşünmeliyiz.

G harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ca, co veya cu sesi verir.

giallo (sarı), giorno (gün), giù (aşağıda, aşağıya), giovane (genç)

G harfi -li harflerinden önce geldiğinde ly ve n harfinden önce geldiğinde ny sesi verir.

figlio (erkek çocuk, oğul), figlia (kız çocuk), meglio (daha iyi)

biglietto (bilet), Spagna (İspanya), Bologna (İtalya’da şehir)

La lettera S:

S harfi Türkçe’de olduğu gibi s ama iki sesli harf arasında ise z sesi verir.

sera (akşam), antipasto (meze), rosso (kırmızı)

casa (ev), chiesa (kilise), rosa (pembe, gül)

S harfinden sonra -ca, -co veya -cu gelirse ska, sko veya sku sesi verir.

scarpa (ayakkabı), scala (merdiven, ölçek), scuola

(okul), scalino (basamak), scorso (geçen, hafta veya ay gibi)

scuro (koyu renk, esmer)

S harfinden sonra -ce veya -ci gelirse şe veya şi sesi verir.

pesce (balık), conoscere (tanımak, bilmek)

uscire (dışarı çıkmak), uscita (çıkış)

S harfinden sonra -cia, -cio veya -ciu gelirse şa, şo veya şu sesi verir.

sciarpa (eşarp, kaşkol), sciopero (grev)

asciugamano (havlu), sciogliere (erimek)

S harfinden sonra -che veya -chi gelirse ske veya ski sesi verir.

scherzo (şaka), schiena (sırt), schermo (ekran), schiavo (köle)

S harfinden sonra b, d, g, l, m, n, r, v yumuşak sessiz harflerden biri gelirse z sesi verir.

sgabello (tabure), sbaglio (hata), sdraio (şezlong)

sdraiarsi (uzanmak), Svizzera (İsviçre), svizzero (İsviçreli)

La lettera I:

I harfi a, e, o ve u gibi diğer sesli harflerden önce veya sonra geldiğinde y sesi verir.

Italia (İtalya), famiglia (aile), noi (biz)

sedia (sandalye), sei (6), Dio (Tanrı)

La lettera Z:

Z harfi sert bir şekilde okunur ve Türkçe’deki ts sesini verir.

pizza (pizza), piazza (meydan), zucchero (şeker)

zio (amca, dayı), zia (hala, teyze), grazie (teşekkürler)

La lettera Q:

Q harfinden sonra her zaman u gelir ve ku sesi verir. Qu harflerinden sonra gelen a, e, i ve o sesli harfleri Q harfinin okunuşunu etkilemez.

qui (burada, buraya), quanto (ne kadar), quanti/quante (kaç tane)
quando (ne zaman), questo (bu), quotidiano (gazete ve günlük, sıfat)

La lettera H:

İtalyanca’da H harfi okunmaz, bu harfle başlayan az sayıdaki sözcük yabancı kökenlidir.

hobby (hobi), habitat (habitat), hardware (donanım), hockey (hokey)

Acca harfine yalnızca avere (sahip olmak) fiilinin geniş zaman tekil şahıs çekimlerinde ve üçüncü çoğul şahıs çekiminde (ho, hai, ha ve hanno) rastlayacağız ama okumayacağız.

Bu nedenle bu poverina (zavallıcık) non capire un’acca (hiçbir şey anlamamak), non saperne un’ acca (bir konuda hiçbir şey bilmemek), non valere un’acca (hiç değmemek) gibi ‘hiçlik’ ifade eden modi di dire’de (deyimler) boy gösterir.

Telaffuz kurallarının tam da anlattığım ve örneklediğim gibi özetlendiği bir video buldum:

L’alfabeto italiano

İtalyan alfabesinde 16 consonanti (sessiz harf) ve 5 vocali (sesli harf) olmak üzere toplam 21 harf var.

A (a)            B (bi)           C (çi)           D (di)          E (e)           

F (effe)       G (ci)           H (akka)      I (i)             L (elle)

M (emme)   N (enne)     O (o)           P (pi)           Q (ku)

R (erre)        S (esse)       T (ti)          U (u)            V (vu)          Z (zeta)

Belki hemen dikkatinizi çekti, İtalyan alfabesinde K (kappa) ve Y (ipsilon) harfleri yok, ancak bu sesler birkaç harfin bir araya gelmesi ile elde ediliyor. K ve Y harflerine tıpkı J (i lunga), W (doppia vu) ve X (iks) gibi yabancı kökenli sözcüklerde rastlıyoruz.

Alfabede yalnızca beş sesli harf olmasına rağmen, İtalyanca’da tüm kişi adları ve sözcükler (isim, fiil, zamir, sıfat, zarf, edat, vb.) sesli harfle biter ve belki de dil bu yüzden şiirseldir.

Mutlaka dikkat etmişsinizdir, İtalyanların İngilizce veya diğer yabancı dilleri konuşurken diğer ülke insanlarına göre çok daha belirgin bir aksanı vardır ve gözünüzü kapatsanız bir grupta yabancı dil konuşan İtalyanları ayırt edebilirsiniz.

Ben bunun nedenini bu sesli harf durumuna bağlıyorum. Onlar, dillerine yabancı dillerden gelen autobus, bar ve film gibi az sayıda yabancı kökenli sözcük dışında sessiz harfle biten sözcüklere alışık değiller. Bu nedenle, yabancı dil öğrenirken telaffuz ciddi anlamda zor geliyor olmalı. Hep uzatabildikleri ‘önü açık’ sözcüklerden sonra yabancı bir dilin ‘kapalı’ sözcüklerini söylerken hızlarını alamayıp bir ‘a’ veya ‘e’ ekliyorlar çoğu sözcüğün sonuna.  

What-a do you think-e, am I right-a? Biz de İtalyanca konuşurken hem dilimizi hem de ellerimizi ve kollarımızı serbest bırakacağız.

İtalyanca’nın telaffuzu, çok benzediği Fransızca ve İspanyolca gibi diğer Latin dillerine göre oldukça kolaydır çünkü più o meno (aşağı yukarı) yazıldığı gibi okunur ve okunduğu gibi yazılır.

Ancak, Gigliola (Cilyola) gibi bir kadın adı, Di Scisciola (Şişola) gibi bir soyadı, San Gimignano (Ciminyano) gibi görülmeye değer bir Ortaçağ kasabası, gnocchi (nyokki) ve tagliatelle (talyatelle)gibi lezzetli piatti’ler (tabaklar, yemekler), cicchetti (çikketti) gibi atıştırmalıklar, ghiaccio (giaçyo)ve spicciolo (spiççolo) gibi sözcükler ve cinquecentocinquantacinque (555) gibi söylemek sorunda kalabileceğimiz sayılar olduğu için bazı harflerle ilgili telaffuz kurallarını öğrenmemiz gerekiyor.