Gli articoli indeterminativi

Belirtisiz tanım edatları!

Gli articoli indeterminativi (un, uno, un’, una)

Belirtisiz tanım edatlarını herhangi bir kişi veya nesneden bahsederken kullanacağız.

‘Bir’ anlamına gelen bu articolo, erkek isimlerde un (il ve l’ articolo’su alan sözcükler) veya uno (lo articolo’su alan sözcükler), dişi isimlerde ise una (la articolo’su alan sözcükler) veya un’ (l’ articolo’su alan sözcükler) olacaktır.

Aynı örnekler üzerinden gidelim.

Le parole maschili

il biglietto, il corso, il giorno, il numero, il centro
un biglietto, un corso, un giorno, un numero, un centro

l’articolo, l’anno, l’appartamento, l’albergo, l’amico
un articolo, un anno, un appartamento, un albergo, un amico

lo spirito, lo scherzo, lo sbaglio, lo sgabello, lo zaino, lo sciopero
uno spirito, uno scherzo, uno sbaglio, uno sgabello, uno zaino, uno sciopero

il cane, il pesce, il bicchiere, lo scrittore, il giornale
un cane, un pesce, un bicchiere, uno scrittore, un giornale

il meeting, il film, l’autobus, l’hobby, lo shampoo, il bar
un meeting, un film, un autobus, un hobby, uno shampoo, un bar

Le parole femminili

la camera, la sera, la famiglia, la libreria, la chiesa, la fattoria
una camera, una sera, una famiglia, una libreria, una chiesa, una fattoria

l’amica, l’uscita, l’arancia, l’aula
un’amica, un’uscita, un’arancia, un’aula

la scarpa, la sciarpa, la strada, la zia, la zanzara
una scarpa, una sciarpa, una strada, una zia, una zanzara

la classe, la canzone, la lezione, la stazione, la televisione
una classe, una canzone, una lezione, una stazione, una televisione

NB (nota bene): Sesli harfle başlayan erkek sözcüklerde articolo indeterminativo olarak un ama sesli harfle başlayan dişi sözcüklerde un’ kullanmanız gerektiğini unutmayın.

Tek bir tane değil de bir miktar veya birkaç tane demek istediğimizde sözcüğün cinsiyetine ve niceliğine göre del, dell’, dello, della, dei, degli veya delle kullanmalıyız (dell’acqua, dei libri, degli amici, delle riviste).

Bu articoli partitivi, ileride öğreneceğimiz di edadının sözcüğün articolo’su ile birleşmiş halidir.

Yine birkaç tane anlamına gelen qualche sözcüğü ise her zaman tekil bir isimle kullanılır (qualche libro, qualche amico, qualche amica, qualche rivista).

Biraz diyeceksek ise un poco veya kısaltılmış haliyle un po’ ifadesini kullanmalıyız.

Bu ifade, bir isimle kullanılacaksa di edadı ile (un po’ di acqua) sıfat veya zarfın anlamında bir derece gösterecekse olduğu gibi kullanılır (un po’ freddo, un po’ male).

Bu konuyu un proverbio italiano (bir İtalyan atasözü) ile bitirelim:

“Chi trova un amico trova un tesoro”
(Bir arkadaş bulan bir hazine bulur)

Bu arada, ‘hazine’ anlamına gelen tesoro İtalya’da sık kullanılan bir sevgi ve iltifat sözcüğüdür.

Prima di tutto

Her şeyden önce!

İtalyanca’da tutto sözcüğü yeni öğrenenlerin kullanırken şaşırdığı bir sözcüktür.

Kolayca anlaşılması için şimdilik kısaca şöyle anlatayım, daha sonra fiil çekimlerini öğrendikçe cümle içinde kullanmaya başlarız:

  • Tutto tek başına ‘her şey’ anlamına gelir (tutto bene)
  • Önüne geldiği tekil sözcüğün cinsiyetine göre tutto veya tutta olarak değişir ve ‘tüm, tümü, tamamı’ anlamına gelir (tutto il pane, tutto il vino ama tutta la torta, tutta l’acqua)
  • Tutti tek başına ‘herkes’ anlamına gelir (tutti bene)
  • Önüne geldiği çoğul sözcüğün cinsiyetine göre tutti veya tutte olarak değişir ve ‘hepsi’ anlamına gelir (tutti i ragazzi, tutti i libri ama tutte le ragazze, tutte le riviste)

Ancak gün ve günün bölümleri için tekil ve çoğul kullanımda anlam değişir:

Tutto il giorno (tüm gün), tutti i giorni (her gün)

Tutta la mattina (tüm sabah), tutte le mattine (her sabah)

Tutto il pomeriggio (tüm öğleden sonra), tutti i pomeriggi (her öğleden sonra)

Tutta la sera (tüm akşam), tutte le sere (her akşam)

Tutta la notte (tüm gece), tutte le notti (her gece)

‘Her’ anlamına gelen ogni sözcüğü hep ismin tekil hali ve articolo olmadan kullanıldığı için tercih edilebilir (ogni giorno, ogni mattina, ogni pomeriggio, ogni sera, ogni notte).

Il calendario

I mesi dell’anno (yılın ayları):

gennaio: Ocak febbraio: Şubat marzo: March

aprile: Nisan maggio: Mayıs giugno: Haziran

luglio: Temmuz agosto: Ağustos settembre: Eylül

ottobre: Ekim novembre: Kasım dicembre: Aralık

İtalyanca’da ay ve gün adları küçük harfle başlıyor, alışmak zor gelebilir.

Şimdi şu örneğe göre kendi doğum tarihimizi söylemeye çalışalım:

Sono nato/nata il diciotto febbraio millenovecentottantanove.

(18 Şubat 1989’da doğdum)

Söyleyen kişi erkekse nato, kadınsa nata diyecek.

Doğum yılımı yazarken elim sürçmüş olabilir!

İtalya’da çocuklar hangi ayda kaç gün olduğunu bir filastrocca (çocuk tekerlemesi) eşliğinde bizim gibi ellerini yumruk yaparak öğreniyor:

Trenta giorni ha novembre,
con aprile, giugno e settembre
di venttotto ce n’è uno,
tutti gli altri ne han trentuno

Şubat ayının 29 gün olduğu artık yıla l’anno bisestile deniyor.

Le stagioni dell’anno (yılın mevsimleri):

inverno: kış primavera: ilkbahar

estate: yaz autunno: sonbahar

I giorni della settimana (haftanın günleri):

lunedì: Pazartesi (luna sözcüğünden, ay günü)
martedì: Salı (Marte’den, Mars günü)
mercoledì: Çarşamba (Mercurio’dan, Merkür günü)
giovedì: Perşembe (Giove’den, Jüpiter günü)
venerdì: Cuma (Venere’den, Venüs günü)
sabato: Cumartesi (Şabat’tan, Yahudilerin dinlenme günü)
domenica: Pazar (Latince Dominus’tan, Tanrı’nın günü)

Eğer gün adlarının başında il articolo’su kullanırsak gün adlarına farklı bir anlam kazandırmış oluruz: il lunedì (Pazartesi günleri, her Pazartesi). Tüm günler erkek sözcükler gibi il articolo’su alır, yalnızca domenica dişi bir gün adıdır ve bu yüzden la domenica’dır.

Sayıları önce anlatma telaşıyla tarihler ve derken aylar, günler girdi araya, mecburen articolo bahsi geçti. Bir sonraki konumuz olacak gli articoli.

I numeri ordinali

I numeri cardinali (sayma sayıları) tamam, şimdi sıra sayıları!

  1. primo                             11.  undicesimo                                           
  2. secondo                         12.  dodicesimo
  3. terzo                              13.  tredicesimo
  4. quarto                            14.  quattordicesimo
  5. quinto                            15.  quindicesimo
  6. sesto                              16.  sedicesimo
  7. settimo                           17.  diciasettesimo
  8. ottavo                            18.  diciottesimo
  9. nono                               19.  diciannovesimo
  10. decimo                           20.  ventesimo

ventunesimo (21.) ventiduesimo (22.) ventitreesimo (23.)
trentacinquentesimo (35.) settantasettesimo (77.) novantottesimo (98.) centesimo (100.) millesimo (1000.) milionesimo (milyonuncu)

Buradaki kural, 10 sonrasında sayıların sonundaki sesli harfi atarak –esimo eklemek. Ancak bu kural son hanesi 3 ve 6 olan sayılar için geçerli değil. Bu sayılarda sondaki sesli harf korunuyor: quarantatreesimo (43), cinquantaseiesimo (56.)

Sıra sayılarını yazarken bizim kullandığımız nokta yerine derece işareti kullanılır.

primo 11° undicesimo 21° ventunesimo 100° centesimo

Siamo nel 21° secolo! (21. yüzyıldayız)


Tarihleri söylerken sayının başında ‘il’ articolo ’su (belirtili tanım edadı) kullanılır, yalnızca ayın 1. günü için il primo denir, diğer günler için ise il due, il quindici veya il trenta.

Il quindici aprile millenovecentosettantatré (15 Nisan 1973)

Acca in Fuga

Alfabede olmayan K ve Y için diğer harfler seferber olurken, alfabede olup da okunmayan ve üstelik diğer harfler tarafından dışlanan H küsüp kaçmasın da ne yapsın?

1920-1980 yılları arasında yaşayan, İtalya’nın bir numaralı çocuk kitapları yazarı Gianni Rodari’nin L’Acca in fuga adlı öyküsünde, alfabedeki harflerin “O suratla alfabede işin ne, kimsenin seni telaffuz etmediğini biliyor musun yoksa bilmiyor musun?” diye dalga geçtiği H’nin sabrı taşar ve kendine değer verilen başka dillerin olduğu diyarlara doğru yola çıkar. Aklında H harfinin çok önemli olduğunu duyduğu Germania vardır.

Ancak, o yola çıkar çıkmaz chiese (kiliseler) bombardıman altında kalmış gibi çöker, chioschi (satış büfeleri) aniden hafifleşip havalanır ve gazeteler, biralar, meyve suları etrafa saçılır. Gökten cherubini (çocuk melekler) düşmeye başlar, H olmadan kanatsız kalmış gibidirler. Chiavi (anahtarlar) açmaz olur, dışarıda kalanlar açıkta uyumak zorunda kalır. Akordu bozulan chitarre (gitarlar) tencerelerden beter ses çıkarmaya başlar. Chianti şaraplarının tadı bozulur, zaten içmek de mümkün olmaz artık çünkü bicchieri (bardaklar) paramparça olur. H ortadan kaybolduğunda duvara çakılmakta olan chiodo (çivi) çekicin altında tereyağı gibi erir. Ertesi sabah, Alplerden İyon Denizi’ne kadar tek bir horozdan chicchirichi sesi gelmez. Geniş bir arama operasyonu başlar, sınırlara uyarı yapılır.

Derken pasaportu olmayan H, Avusturya’ya kaçak giriş yapmaya çalışırken yakalanır. Dizlerinin üzerinde H’ye yalvaranlar, o olmadan Dante Alighieri’nin adını bile telaffuz edemediklerini söyler. Chiavari halkı ona deniz kenarında bir villa sözü verir. İyi kalpli H kalarak chiacchierare (sohbet etmek, çene çalmak) fiilinin ve chicchessia (herhangi biri, olumsuz cümlede hiç kimse) zamirinin yüreklerine su serper. Ancak ona saygı göstermek gerekir, yoksa yine gider.

Anlatıcı ise miyop olduğunu ve senza occhiali (gözlüksüz) şuradan şurayı göremediğini ekliyor hikayenin sonuna.

Bu arada, chicchessia sözcüğü sizi korkutmasın, hikâyede geçtiği için kullandım, her iki anlamı için de daha yaygın kullanılan sevimli sözcükler var.

Ben de telaffuz kurallarını anlatırken onu sona bıraktığım için suçluluk duydum ve korktum şimdi.

Ya benden de giderse Acca, alim arap olur vallai billai!

La pronuncia

Pronuncia (telaffuz) kurallarını anlatırken Türkçe veya İngilizce’ye benzeyen ya da kulağınıza aşina gelen sözcüklerden örnekler vereceğim. Böylece, telaffuz kurallarını öğrendiğinizde cento (yüz) sözcük daha öğrenmiş olacaksınız.

La lettera C:

C harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde k sesi verir.

camera (oda), carta (kağıt, kart), cane (köpek)

cuore (kalp, yürek), poco (az), conto (hesap )

C harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde ç sesi verir.

centro (merkez, orta), cento (100), cinema (sinema)

dieci (10), cena (akşam yemeği), cucina (mutfak)

C harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ke veya ki sesini elde ederiz. Yani araya eklenen h harfi ile alfabede olmayan k sesini yakalamış oluyoruz.

che, (ne), perché (neden, çünkü), chi(kim)

amiche (arkadaşlar, kız), anche (ayrıca, dahi), chiuso/a (kapalı)

Bu kurala göre, İtalyan bebek ve çocuk ürünleri markası Chicco’yu yanlış telaffuz ettiğimizi göreceksiniz. Ben de arkamdan gülüşülmesin diye çoğunlukla Kikko yerine Çikko diyorum.

C harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ça, ço veya çu sesi verir.

ciao (merhaba, hoşçakal), ciuccio (emzik), cioccolato (çikolata)

ciotola (kâse, çanak), carciofo (enginar), marciapiede (kaldırım)

La lettera G:

G harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde g sesi verir.

gatto (kedi), garantia (garanti), pagare (ödemek)

gonna (etek), gondola (gondol), gusto (tat, zevk)

G harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde c sesi verir.

generale (genel, general), piangere (ağlamak)

ginnastica (jimnastik), Germania (Almanya)

G harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ge veya gi sesini elde ederiz.

alberghi (oteller), targhe (plakalar, tabelalar)

ghiaccio (buz), ghepardo (çita)

Bu hece sözcük sonunda ise sözcüğün çoğul olduğunu düşünmeliyiz.

G harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ca, co veya cu sesi verir.

giallo (sarı), giorno (gün), giù (aşağıda, aşağıya), giovane (genç)

G harfi -li harflerinden önce geldiğinde ly ve n harfinden önce geldiğinde ny sesi verir.

figlio (erkek çocuk, oğul), figlia (kız çocuk), meglio (daha iyi)

biglietto (bilet), Spagna (İspanya), Bologna (İtalya’da şehir)

La lettera S:

S harfi Türkçe’de olduğu gibi s ama iki sesli harf arasında ise z sesi verir.

sera (akşam), antipasto (meze), rosso (kırmızı)

casa (ev), chiesa (kilise), rosa (pembe, gül)

S harfinden sonra -ca, -co veya -cu gelirse ska, sko veya sku sesi verir.

scarpa (ayakkabı), scala (merdiven, ölçek), scuola

(okul), scalino (basamak), scorso (geçen, hafta veya ay gibi)

scuro (koyu renk, esmer)

S harfinden sonra -ce veya -ci gelirse şe veya şi sesi verir.

pesce (balık), conoscere (tanımak, bilmek)

uscire (dışarı çıkmak), uscita (çıkış)

S harfinden sonra -cia, -cio veya -ciu gelirse şa, şo veya şu sesi verir.

sciarpa (eşarp, kaşkol), sciopero (grev)

asciugamano (havlu), sciogliere (erimek)

S harfinden sonra -che veya -chi gelirse ske veya ski sesi verir.

scherzo (şaka), schiena (sırt), schermo (ekran), schiavo (köle)

S harfinden sonra b, d, g, l, m, n, r, v yumuşak sessiz harflerden biri gelirse z sesi verir.

sgabello (tabure), sbaglio (hata), sdraio (şezlong)

sdraiarsi (uzanmak), Svizzera (İsviçre), svizzero (İsviçreli)

La lettera I:

I harfi a, e, o ve u gibi diğer sesli harflerden önce veya sonra geldiğinde y sesi verir.

Italia (İtalya), famiglia (aile), noi (biz)

sedia (sandalye), sei (6), Dio (Tanrı)

La lettera Z:

Z harfi sert bir şekilde okunur ve Türkçe’deki ts sesini verir.

pizza (pizza), piazza (meydan), zucchero (şeker)

zio (amca, dayı), zia (hala, teyze), grazie (teşekkürler)

La lettera Q:

Q harfinden sonra her zaman u gelir ve ku sesi verir. Qu harflerinden sonra gelen a, e, i ve o sesli harfleri Q harfinin okunuşunu etkilemez.

qui (burada, buraya), quanto (ne kadar), quanti/quante (kaç tane)
quando (ne zaman), questo (bu), quotidiano (gazete ve günlük, sıfat)

La lettera H:

İtalyanca’da H harfi okunmaz, bu harfle başlayan az sayıdaki sözcük yabancı kökenlidir.

hobby (hobi), habitat (habitat), hardware (donanım), hockey (hokey)

Acca harfine yalnızca avere (sahip olmak) fiilinin geniş zaman tekil şahıs çekimlerinde ve üçüncü çoğul şahıs çekiminde (ho, hai, ha ve hanno) rastlayacağız ama okumayacağız.

Bu nedenle bu poverina (zavallıcık) non capire un’acca (hiçbir şey anlamamak), non saperne un’ acca (bir konuda hiçbir şey bilmemek), non valere un’acca (hiç değmemek) gibi ‘hiçlik’ ifade eden modi di dire’de (deyimler) boy gösterir.

Telaffuz kurallarının tam da anlattığım ve örneklediğim gibi özetlendiği bir video buldum:

L’alfabeto italiano

İtalyan alfabesinde 16 consonanti (sessiz harf) ve 5 vocali (sesli harf) olmak üzere toplam 21 harf var.

A (a)            B (bi)           C (çi)           D (di)          E (e)           

F (effe)       G (ci)           H (akka)      I (i)             L (elle)

M (emme)   N (enne)     O (o)           P (pi)           Q (ku)

R (erre)        S (esse)       T (ti)          U (u)            V (vu)          Z (zeta)

Belki hemen dikkatinizi çekti, İtalyan alfabesinde K (kappa) ve Y (ipsilon) harfleri yok, ancak bu sesler birkaç harfin bir araya gelmesi ile elde ediliyor. K ve Y harflerine tıpkı J (i lunga), W (doppia vu) ve X (iks) gibi yabancı kökenli sözcüklerde rastlıyoruz.

Alfabede yalnızca beş sesli harf olmasına rağmen, İtalyanca’da tüm kişi adları ve sözcükler (isim, fiil, zamir, sıfat, zarf, edat, vb.) sesli harfle biter ve belki de dil bu yüzden şiirseldir.

Mutlaka dikkat etmişsinizdir, İtalyanların İngilizce veya diğer yabancı dilleri konuşurken diğer ülke insanlarına göre çok daha belirgin bir aksanı vardır ve gözünüzü kapatsanız bir grupta yabancı dil konuşan İtalyanları ayırt edebilirsiniz.

Ben bunun nedenini bu sesli harf durumuna bağlıyorum. Onlar, dillerine yabancı dillerden gelen autobus, bar ve film gibi az sayıda yabancı kökenli sözcük dışında sessiz harfle biten sözcüklere alışık değiller. Bu nedenle, yabancı dil öğrenirken telaffuz ciddi anlamda zor geliyor olmalı. Hep uzatabildikleri ‘önü açık’ sözcüklerden sonra yabancı bir dilin ‘kapalı’ sözcüklerini söylerken hızlarını alamayıp bir ‘a’ veya ‘e’ ekliyorlar çoğu sözcüğün sonuna.  

What-a do you think-e, am I right-a? Biz de İtalyanca konuşurken hem dilimizi hem de ellerimizi ve kollarımızı serbest bırakacağız.

İtalyanca’nın telaffuzu, çok benzediği Fransızca ve İspanyolca gibi diğer Latin dillerine göre oldukça kolaydır çünkü più o meno (aşağı yukarı) yazıldığı gibi okunur ve okunduğu gibi yazılır.

Ancak, Gigliola (Cilyola) gibi bir kadın adı, Di Scisciola (Şişola) gibi bir soyadı, San Gimignano (Ciminyano) gibi görülmeye değer bir Ortaçağ kasabası, gnocchi (nyokki) ve tagliatelle (talyatelle)gibi lezzetli piatti’ler (tabaklar, yemekler), cicchetti (çikketti) gibi atıştırmalıklar, ghiaccio (giaçyo)ve spicciolo (spiççolo) gibi sözcükler ve cinquecentocinquantacinque (555) gibi söylemek sorunda kalabileceğimiz sayılar olduğu için bazı harflerle ilgili telaffuz kurallarını öğrenmemiz gerekiyor.

Nel mezzo del cammin di nostra vita

Nel mezzo del cammin di nostra vita

mi ritrovai per una selva oscura

ché la diritta via era smarrita.

Dante’nin İlahi Komedya‘sı böyle başlıyor: Hayat yolumuzun ortasında kendimi karanlık bir ormanda buldum çünkü doğru yol kaybolmuştu. Dante, La Divina Commedia‘yı yazmaya başladığında hayat yolunun yarısı dediği 35 yaşında sürgün hayatı yaşıyordu. İnsan hayatının inişe geçmeye başladığını düşündüğü bu yaş bir dönüm noktasıdır büyük şair için.

Cahit Sıtkı Tarancı ise 35 Yaş Şiiri‘ni Dante’den ilham alarak yazmıştır.

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.

Dante gibi ortasındayız ömrün.

Şiirine bu dizelerle başlayan Cahit Sıtkı da Dante gibi delikanlılık çağındaki cevherin gözün yaşına bakmadan gideceğini söylüyor.

Her iki şairin de ömrü uzun değilmiş ve 35 yaş bile ömürlerinin ortası olamamış. Ben ömrümün ortasını çoktan aştım ve bugün sevdiklerim bana bunu bir kez daha hatırlattı, kutlattı diyelim hadi iyi niyetlerini göz ardı etmeyerek.

Kaç yaşına mı girdim? Bunu doğrudan söylemeye hazır değilim henüz, en iyisi bir Da Vinci şifresi ile vereyim:

Yeni yaşım Dante ve Cahit Sıtkı’nın öldükleri yaşların tam nel mezzo (ortasında)!

Ora tutto è molto facile!

Şimdi her şey çok kolay!

İtalyanca öğrenmeye çalıştığım yıllarda ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşadım. Bugün elimizin altında bilgisayarlar, dünyanın her yerinden istediğimiz her kitabın siparişini verebiliyor, kitapları saniyeler içinde Kindle’ımıza indirip hemen okumaya başlıyor, Internet üzerinde istediğimiz (hatta istemediğimiz) kadar kaynak ve gratis (ücretsiz) kurs bulabiliyoruz.

Ben ise üniversite yılları boyunca çalıştığım yarı zamanlı işlerden kazandığım modesto (mütevazı) maaşlarımı yalnızca Beyoğlu kitapçılarında bulabildiğim İtalyanca kitaplara yatırdım. Elimde anneannemin ve yengemin yıllarca abone olduğu İtalyan örgü ve ricamo (nakış) dergisi Rakam’daki modelleri çıkarabilmek için kullandıkları piccolissimo dizionario (minik sözlük), kitapçılarda bulabildiğim tek dergi L’Espresso’daki İtalya’nın kivi ihracatı ve benzer ekonomik, politik, aktüel konuların ele alındığı yazıları anlamaya, tercüme etmeye çalıştım.

Klasik dil kitaplarına, ders notlarına, eğitim olanaklarına ve hatta metinlerin daha sağlıklı İngilizce ve gittikçe iyileşen Türkçe çevirilerine facilmente (kolaylıkla) erişebileceğiniz bir dönemde eğlenceli bir guida (rehber) niteliğinde ‘çalaklavye’ derlediğim kitabımdan alıntılar yaparak, gittiğim kurslarda öğrendiklerimi, yıllar içinde oradan buradan edindiğim bilgileri, neredeyse Eureka diye haykırarak keşfettiğim semplice (basit) ama önemli noktaları en uygun sırada anlatmaya ve bu arada geniş bir kelime haznesi oluşturmanıza yardımcı olmaya çalışacağım.