Maschile o femminile?

Erkek mi yoksa dişi mi?

İtalyanca’da tüm isimler maschile (erkek) veya femminile’dir (dişi), cansız nesnelerin de bir cinsiyeti vardır.

Bu dilde articolo meselesi molto importante olduğu için sözcükleri öğrenirken articolo’su ile öğrenmelisiniz. Örneğin, dişi olan casa (ev) sözcüğünü la casa olarak not etmelisiniz aklınıza veya defterinize. Aynı şekilde erkek bir sözcük olan kitabı da libro değil, il libro olarak. Bu şekilde işiniz çok kolaylaşacak.

Grazie a Dio (Tanrıya şükür), Almanca’da olduğu gibi her sözcüğün articolo’sunu ezberlemek zorunda değiliz ve ancora una volta (bir kez daha) grazie a Dio, İtalyanca’da nötr cinsiyet yok!

Una cartoleria’dan (kırtasiye dükkânı) bir telefon defteri alıp öğrendiğiniz yeni sözcükleri ve deyimleri not ederek İtalyanca-Türkçe, isterseniz ikinci bir defteri de Türkçe-İtalyanca sözlük yapabilirsiniz.

Hem böylece artık fazla quaderni con rubrica alfabetica (fihrist) satamayan bir esnafı da sevindirmiş olursunuz!

Il calendario

I mesi dell’anno (yılın ayları):

gennaio: Ocak febbraio: Şubat marzo: March

aprile: Nisan maggio: Mayıs giugno: Haziran

luglio: Temmuz agosto: Ağustos settembre: Eylül

ottobre: Ekim novembre: Kasım dicembre: Aralık

İtalyanca’da ay ve gün adları küçük harfle başlıyor, alışmak zor gelebilir.

Şimdi şu örneğe göre kendi doğum tarihimizi söylemeye çalışalım:

Sono nato/nata il diciotto febbraio millenovecentottantanove.

(18 Şubat 1989’da doğdum)

Söyleyen kişi erkekse nato, kadınsa nata diyecek.

Doğum yılımı yazarken elim sürçmüş olabilir!

İtalya’da çocuklar hangi ayda kaç gün olduğunu bir filastrocca (çocuk tekerlemesi) eşliğinde bizim gibi ellerini yumruk yaparak öğreniyor:

Trenta giorni ha novembre,
con aprile, giugno e settembre
di venttotto ce n’è uno,
tutti gli altri ne han trentuno

Şubat ayının 29 gün olduğu artık yıla l’anno bisestile deniyor.

Le stagioni dell’anno (yılın mevsimleri):

inverno: kış primavera: ilkbahar

estate: yaz autunno: sonbahar

I giorni della settimana (haftanın günleri):

lunedì: Pazartesi (luna sözcüğünden, ay günü)
martedì: Salı (Marte’den, Mars günü)
mercoledì: Çarşamba (Mercurio’dan, Merkür günü)
giovedì: Perşembe (Giove’den, Jüpiter günü)
venerdì: Cuma (Venere’den, Venüs günü)
sabato: Cumartesi (Şabat’tan, Yahudilerin dinlenme günü)
domenica: Pazar (Latince Dominus’tan, Tanrı’nın günü)

Eğer gün adlarının başında il articolo’su kullanırsak gün adlarına farklı bir anlam kazandırmış oluruz: il lunedì (Pazartesi günleri, her Pazartesi). Tüm günler erkek sözcükler gibi il articolo’su alır, yalnızca domenica dişi bir gün adıdır ve bu yüzden la domenica’dır.

Sayıları önce anlatma telaşıyla tarihler ve derken aylar, günler girdi araya, mecburen articolo bahsi geçti. Bir sonraki konumuz olacak gli articoli.

I numeri ordinali

I numeri cardinali (sayma sayıları) tamam, şimdi sıra sayıları!

  1. primo                             11.  undicesimo                                           
  2. secondo                         12.  dodicesimo
  3. terzo                              13.  tredicesimo
  4. quarto                            14.  quattordicesimo
  5. quinto                            15.  quindicesimo
  6. sesto                              16.  sedicesimo
  7. settimo                           17.  diciasettesimo
  8. ottavo                            18.  diciottesimo
  9. nono                               19.  diciannovesimo
  10. decimo                           20.  ventesimo

ventunesimo (21.) ventiduesimo (22.) ventitreesimo (23.)
trentacinquentesimo (35.) settantasettesimo (77.) novantottesimo (98.) centesimo (100.) millesimo (1000.) milionesimo (milyonuncu)

Buradaki kural, 10 sonrasında sayıların sonundaki sesli harfi atarak –esimo eklemek. Ancak bu kural son hanesi 3 ve 6 olan sayılar için geçerli değil. Bu sayılarda sondaki sesli harf korunuyor: quarantatreesimo (43), cinquantaseiesimo (56.)

Sıra sayılarını yazarken bizim kullandığımız nokta yerine derece işareti kullanılır.

primo 11° undicesimo 21° ventunesimo 100° centesimo

Siamo nel 21° secolo! (21. yüzyıldayız)


Tarihleri söylerken sayının başında ‘il’ articolo ’su (belirtili tanım edadı) kullanılır, yalnızca ayın 1. günü için il primo denir, diğer günler için ise il due, il quindici veya il trenta.

Il quindici aprile millenovecentosettantatré (15 Nisan 1973)

I numeri in italiano

İtalyanca sayılar zor değil aslında, yalnızca bol pratik yapmak gerek.

1-20 arasındaki sayıları iyice ezberledikten sonra işiniz kolaylaşacak, www.parliamoitaliano.org sitesinin tüm videoları gibi sayılar ile ilgili olan da son derece iyi.

İsterseniz doğrudan oradan çalışalım:

Sicilya’da mafya muhasebecisi olmayacaksanız daha büyük sayılara ihtiyacınız olmayacağını düşünüyorum!

Şimdi bilmeniz gereken birkaç kurala bakalım:

  • Venti, trenta, quaranta, cinquanta, sessanta, ottanta, novanta ve cento sayılarından sonra sesli harfle başlayan uno veya otto geldiğinde sondaki sesli harf düşer. Ventidue (22) ama ventuno (21) veya ventotto (28). Ottantasette (87) ama ottantuno veya ottantotto (88). Aynı şekilde, centocinque (105) ama centuno veya centotto (108)
  • Aynı kural mille için geçerli değil. Millesei (1006) ve milleuno (1001) veya milleotto (1008)
  • Cento çoğul olduğunda değişmez ama mille, milione ve miliardo çoğullaşır. Novecento (900) ama diecimilioni (10 milyon) veya quattromiliardi (4 milyar). Mille sayısının çoğulu ise tremila (3000) ve duemilacinquecento (2500) sayılarında olduğu gibi, bu kurallı çoğullaştırmadan farklı olarak mila’dır
  • Cento ve mille sayıları tekil olduğunda başına un articolo’su (belirtisiz tanım edadı) gelmediği halde un milione ve un miliardo denir
  • Tre saysının kendisi hariç olmak üzere, tre ile biten tüm sayılarda sondaki e harfinin üzerinde aksan işareti vardır. Ventitré (23), sessantatré (63) veya ottantatré (83)
  • Türkçe’deki gibi binlik haneler punto (nokta), ondalık basamaklar virgola (virgül) ile ayrılır
  • Yıllar Türkçe’deki gibi söylenir. Millenovecentoquarantacinque (1945) veya duemiladiciotto (2018)
  • Ne kadar uzun olursa olsun, İtalyanca’da sayılar bitişik yazılır, duemilanovecentottantaquattro (2984)

Pratik yapmak için rastgele yazdığınız sayıları söylemeye çalışabilirsiniz.

İtalyanca’da sayıların olduğu çok sayıda deyim var.

Çoğunluk quattro ile:

quattro chiacchiere (iki çift laf, sohbet), a quattro passi (dört adım ileride, çok yakın), a quattr’occhi (özel olarak, iki çift göz karşılıklı) ve çok az sayıda insan anlamında quattro gatti (dört kedi).

Benim en sevdiğim ‘sayılı deyim’ ise cento di questi giorni. Doğum günü veya düğün gibi mutlu günlerde “bunun gibi 100 günün olsun” anlamında söylenen bir augurio (iyi dilek).

Franco Bastelli’nin Cento Di Questi Giorni şarkısı özel günler için güzel kutlama mesajları içeriyor:

Il primo viaggio in Italia

İtalya’ya ilk seyahat!

İtalyan Kültür’de ilk kurumu tamamladığım yılın yazında üç kız Inter Rail ile Akdeniz ülkelerini gezdik. Beni heyecanlandıran tabii ki İtalya idi, ne de olsa dilini biliyordum (yani öyle sanıyordum).

Öğrendiğim gramer kurallarına güvenip sular seller gibi konuşacağımı sandım. Inter Ship kartımız da olduğu için Patras’tan nave (gemi) ile geçtiğimiz Bari’de hiçbir şey bilmediğimi, daha yolun çok başında olduğumu anladım. In una lingua straniera (yabancı bir dilde) sayıları bilmenin ne kadar importante olduğunu bilip azıcık çalışarak gitseydim Bari!

Sayıları her dilde 1’den başlayıp sırayla sayarak öğreniyoruz. Bu nedenle anında 15 diyemiyor veya 25 dendiğinde anlamıyordum.  Özellikle de cinque, dieci, quindici, cinquanta sayılarını sürekli duydukça kafam karışıyor, başım dönüyordu.

Örneğin, biglietto di treno alırken gayet havalı bir edayla sportello’ya (gişe) yaklaşıp quanto costa un biglietto semplice a Venezia diyerek Venedik’e tek yön biletin fiyatını sorabiliyor ama quindici mila lire (o zaman para birimleri liret idi henüz) gibi bir cevabı anlamıyor,  “neyse ne, nasıl olsa gideceğiz” diye düşünüp üç bilet istediğimde ise 45.000 liret ödememiz gerektiğini söyleyen satıcıyı çileden çıkarıyordum. Sonunda ödememiz gereken ücreti bir kağıda yazdığında ise gururum kırılıyordu.

Veya Roma Termini istasyonunda bineceğimiz trenin 26 no’lu binario’dan (peron) kalkacağının söylendiği anonsta sayıyı yakalayamayıp oradan oraya koşturmamıza neden oluyordum. Aynı şekilde, Che ora é? veya Che ore sono? diye saat sormayı bildiğim halde cevabı anlamadığım için saati sorduğum kişinin koluna yapışıyordum.

Hani ben yolculuğun İtalya kısmında iletişim görevini üstlenecektim?

Bu içimde bir yara olduğu için dopo sette anni (yedi yıl sonra) ders vermeye başlayınca sayıları hemen, daha pratik bir şekilde öğretme ilkesini benimsedim.

Scioglilingua

İşte size tekerleme anlamına gelen tekerleme gibi bir kelime!

Telaffuz kurallarını öğrendiğimize göre şu tekerlemeleri söylemeyi deneyebiliriz:

Sul tagliere taglia gli agli, non tagliare la tovaglia! La tovaglia non è aglio e se la tagli fai uno sbaglio.

(Sarımsakları kesme tahtasında kes, masa örtüsünü kesme! Masa örtüsü sarımsak değil ve eğer onu kesersen hata yaparsın)

Scopo la casa, la scopa si sciupa; ma se non scopo sciupando
la scopa, la mia casetta con cosa la scopo?

(Evi süpürüyorum, süpürge dağılıyor; ama süpürgeyi
dağıtarak süpürmezsem, küçük evimi ne ile süpüreceğim?)

Breve ma difficile (kısa ama zor) son bir tane:

Li vuoi quei kiwi? E se non vuoi quei kiwi che kiwi vuoi?

(O kivileri istiyor musun? Eğer istemiyorsan hangi kivileri istiyorsun?)

Denemek isterseniz:

Acca in Fuga

Alfabede olmayan K ve Y için diğer harfler seferber olurken, alfabede olup da okunmayan ve üstelik diğer harfler tarafından dışlanan H küsüp kaçmasın da ne yapsın?

1920-1980 yılları arasında yaşayan, İtalya’nın bir numaralı çocuk kitapları yazarı Gianni Rodari’nin L’Acca in fuga adlı öyküsünde, alfabedeki harflerin “O suratla alfabede işin ne, kimsenin seni telaffuz etmediğini biliyor musun yoksa bilmiyor musun?” diye dalga geçtiği H’nin sabrı taşar ve kendine değer verilen başka dillerin olduğu diyarlara doğru yola çıkar. Aklında H harfinin çok önemli olduğunu duyduğu Germania vardır.

Ancak, o yola çıkar çıkmaz chiese (kiliseler) bombardıman altında kalmış gibi çöker, chioschi (satış büfeleri) aniden hafifleşip havalanır ve gazeteler, biralar, meyve suları etrafa saçılır. Gökten cherubini (çocuk melekler) düşmeye başlar, H olmadan kanatsız kalmış gibidirler. Chiavi (anahtarlar) açmaz olur, dışarıda kalanlar açıkta uyumak zorunda kalır. Akordu bozulan chitarre (gitarlar) tencerelerden beter ses çıkarmaya başlar. Chianti şaraplarının tadı bozulur, zaten içmek de mümkün olmaz artık çünkü bicchieri (bardaklar) paramparça olur. H ortadan kaybolduğunda duvara çakılmakta olan chiodo (çivi) çekicin altında tereyağı gibi erir. Ertesi sabah, Alplerden İyon Denizi’ne kadar tek bir horozdan chicchirichi sesi gelmez. Geniş bir arama operasyonu başlar, sınırlara uyarı yapılır.

Derken pasaportu olmayan H, Avusturya’ya kaçak giriş yapmaya çalışırken yakalanır. Dizlerinin üzerinde H’ye yalvaranlar, o olmadan Dante Alighieri’nin adını bile telaffuz edemediklerini söyler. Chiavari halkı ona deniz kenarında bir villa sözü verir. İyi kalpli H kalarak chiacchierare (sohbet etmek, çene çalmak) fiilinin ve chicchessia (herhangi biri, olumsuz cümlede hiç kimse) zamirinin yüreklerine su serper. Ancak ona saygı göstermek gerekir, yoksa yine gider.

Anlatıcı ise miyop olduğunu ve senza occhiali (gözlüksüz) şuradan şurayı göremediğini ekliyor hikayenin sonuna.

Bu arada, chicchessia sözcüğü sizi korkutmasın, hikâyede geçtiği için kullandım, her iki anlamı için de daha yaygın kullanılan sevimli sözcükler var.

Ben de telaffuz kurallarını anlatırken onu sona bıraktığım için suçluluk duydum ve korktum şimdi.

Ya benden de giderse Acca, alim arap olur vallai billai!

La pronuncia

Pronuncia (telaffuz) kurallarını anlatırken Türkçe veya İngilizce’ye benzeyen ya da kulağınıza aşina gelen sözcüklerden örnekler vereceğim. Böylece, telaffuz kurallarını öğrendiğinizde cento (yüz) sözcük daha öğrenmiş olacaksınız.

La lettera C:

C harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde k sesi verir.

camera (oda), carta (kağıt, kart), cane (köpek)

cuore (kalp, yürek), poco (az), conto (hesap )

C harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde ç sesi verir.

centro (merkez, orta), cento (100), cinema (sinema)

dieci (10), cena (akşam yemeği), cucina (mutfak)

C harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ke veya ki sesini elde ederiz. Yani araya eklenen h harfi ile alfabede olmayan k sesini yakalamış oluyoruz.

che, (ne), perché (neden, çünkü), chi(kim)

amiche (arkadaşlar, kız), anche (ayrıca, dahi), chiuso/a (kapalı)

Bu kurala göre, İtalyan bebek ve çocuk ürünleri markası Chicco’yu yanlış telaffuz ettiğimizi göreceksiniz. Ben de arkamdan gülüşülmesin diye çoğunlukla Kikko yerine Çikko diyorum.

C harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ça, ço veya çu sesi verir.

ciao (merhaba, hoşçakal), ciuccio (emzik), cioccolato (çikolata)

ciotola (kâse, çanak), carciofo (enginar), marciapiede (kaldırım)

La lettera G:

G harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde g sesi verir.

gatto (kedi), garantia (garanti), pagare (ödemek)

gonna (etek), gondola (gondol), gusto (tat, zevk)

G harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde c sesi verir.

generale (genel, general), piangere (ağlamak)

ginnastica (jimnastik), Germania (Almanya)

G harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ge veya gi sesini elde ederiz.

alberghi (oteller), targhe (plakalar, tabelalar)

ghiaccio (buz), ghepardo (çita)

Bu hece sözcük sonunda ise sözcüğün çoğul olduğunu düşünmeliyiz.

G harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ca, co veya cu sesi verir.

giallo (sarı), giorno (gün), giù (aşağıda, aşağıya), giovane (genç)

G harfi -li harflerinden önce geldiğinde ly ve n harfinden önce geldiğinde ny sesi verir.

figlio (erkek çocuk, oğul), figlia (kız çocuk), meglio (daha iyi)

biglietto (bilet), Spagna (İspanya), Bologna (İtalya’da şehir)

La lettera S:

S harfi Türkçe’de olduğu gibi s ama iki sesli harf arasında ise z sesi verir.

sera (akşam), antipasto (meze), rosso (kırmızı)

casa (ev), chiesa (kilise), rosa (pembe, gül)

S harfinden sonra -ca, -co veya -cu gelirse ska, sko veya sku sesi verir.

scarpa (ayakkabı), scala (merdiven, ölçek), scuola

(okul), scalino (basamak), scorso (geçen, hafta veya ay gibi)

scuro (koyu renk, esmer)

S harfinden sonra -ce veya -ci gelirse şe veya şi sesi verir.

pesce (balık), conoscere (tanımak, bilmek)

uscire (dışarı çıkmak), uscita (çıkış)

S harfinden sonra -cia, -cio veya -ciu gelirse şa, şo veya şu sesi verir.

sciarpa (eşarp, kaşkol), sciopero (grev)

asciugamano (havlu), sciogliere (erimek)

S harfinden sonra -che veya -chi gelirse ske veya ski sesi verir.

scherzo (şaka), schiena (sırt), schermo (ekran), schiavo (köle)

S harfinden sonra b, d, g, l, m, n, r, v yumuşak sessiz harflerden biri gelirse z sesi verir.

sgabello (tabure), sbaglio (hata), sdraio (şezlong)

sdraiarsi (uzanmak), Svizzera (İsviçre), svizzero (İsviçreli)

La lettera I:

I harfi a, e, o ve u gibi diğer sesli harflerden önce veya sonra geldiğinde y sesi verir.

Italia (İtalya), famiglia (aile), noi (biz)

sedia (sandalye), sei (6), Dio (Tanrı)

La lettera Z:

Z harfi sert bir şekilde okunur ve Türkçe’deki ts sesini verir.

pizza (pizza), piazza (meydan), zucchero (şeker)

zio (amca, dayı), zia (hala, teyze), grazie (teşekkürler)

La lettera Q:

Q harfinden sonra her zaman u gelir ve ku sesi verir. Qu harflerinden sonra gelen a, e, i ve o sesli harfleri Q harfinin okunuşunu etkilemez.

qui (burada, buraya), quanto (ne kadar), quanti/quante (kaç tane)
quando (ne zaman), questo (bu), quotidiano (gazete ve günlük, sıfat)

La lettera H:

İtalyanca’da H harfi okunmaz, bu harfle başlayan az sayıdaki sözcük yabancı kökenlidir.

hobby (hobi), habitat (habitat), hardware (donanım), hockey (hokey)

Acca harfine yalnızca avere (sahip olmak) fiilinin geniş zaman tekil şahıs çekimlerinde ve üçüncü çoğul şahıs çekiminde (ho, hai, ha ve hanno) rastlayacağız ama okumayacağız.

Bu nedenle bu poverina (zavallıcık) non capire un’acca (hiçbir şey anlamamak), non saperne un’ acca (bir konuda hiçbir şey bilmemek), non valere un’acca (hiç değmemek) gibi ‘hiçlik’ ifade eden modi di dire’de (deyimler) boy gösterir.

Telaffuz kurallarının tam da anlattığım ve örneklediğim gibi özetlendiği bir video buldum:

L’alfabeto italiano

İtalyan alfabesinde 16 consonanti (sessiz harf) ve 5 vocali (sesli harf) olmak üzere toplam 21 harf var.

A (a)            B (bi)           C (çi)           D (di)          E (e)           

F (effe)       G (ci)           H (akka)      I (i)             L (elle)

M (emme)   N (enne)     O (o)           P (pi)           Q (ku)

R (erre)        S (esse)       T (ti)          U (u)            V (vu)          Z (zeta)

Belki hemen dikkatinizi çekti, İtalyan alfabesinde K (kappa) ve Y (ipsilon) harfleri yok, ancak bu sesler birkaç harfin bir araya gelmesi ile elde ediliyor. K ve Y harflerine tıpkı J (i lunga), W (doppia vu) ve X (iks) gibi yabancı kökenli sözcüklerde rastlıyoruz.

Alfabede yalnızca beş sesli harf olmasına rağmen, İtalyanca’da tüm kişi adları ve sözcükler (isim, fiil, zamir, sıfat, zarf, edat, vb.) sesli harfle biter ve belki de dil bu yüzden şiirseldir.

Mutlaka dikkat etmişsinizdir, İtalyanların İngilizce veya diğer yabancı dilleri konuşurken diğer ülke insanlarına göre çok daha belirgin bir aksanı vardır ve gözünüzü kapatsanız bir grupta yabancı dil konuşan İtalyanları ayırt edebilirsiniz.

Ben bunun nedenini bu sesli harf durumuna bağlıyorum. Onlar, dillerine yabancı dillerden gelen autobus, bar ve film gibi az sayıda yabancı kökenli sözcük dışında sessiz harfle biten sözcüklere alışık değiller. Bu nedenle, yabancı dil öğrenirken telaffuz ciddi anlamda zor geliyor olmalı. Hep uzatabildikleri ‘önü açık’ sözcüklerden sonra yabancı bir dilin ‘kapalı’ sözcüklerini söylerken hızlarını alamayıp bir ‘a’ veya ‘e’ ekliyorlar çoğu sözcüğün sonuna.  

What-a do you think-e, am I right-a? Biz de İtalyanca konuşurken hem dilimizi hem de ellerimizi ve kollarımızı serbest bırakacağız.

İtalyanca’nın telaffuzu, çok benzediği Fransızca ve İspanyolca gibi diğer Latin dillerine göre oldukça kolaydır çünkü più o meno (aşağı yukarı) yazıldığı gibi okunur ve okunduğu gibi yazılır.

Ancak, Gigliola (Cilyola) gibi bir kadın adı, Di Scisciola (Şişola) gibi bir soyadı, San Gimignano (Ciminyano) gibi görülmeye değer bir Ortaçağ kasabası, gnocchi (nyokki) ve tagliatelle (talyatelle)gibi lezzetli piatti’ler (tabaklar, yemekler), cicchetti (çikketti) gibi atıştırmalıklar, ghiaccio (giaçyo)ve spicciolo (spiççolo) gibi sözcükler ve cinquecentocinquantacinque (555) gibi söylemek sorunda kalabileceğimiz sayılar olduğu için bazı harflerle ilgili telaffuz kurallarını öğrenmemiz gerekiyor.

Parlo italiano

İtalyanca konuşuyorum!

“O sole mio
Sta ‘nfronte a te”

Neden İtalyanca öğrenmek istediğinizi veya öğrenmeye başlamış olduğunuzu bilmiyorum. Belki Venedik’te bir gondoliere’nin güçlü sesinden İtalyan folk şarkıları dinleyerek bu büyülü şehri gezerken karar verdiniz öğrenmeye, belki de bir sokak köşesinde tanık olduğunuz kavgada havaya savrulan sözcüklerin kulağa nasıl bu kadar hoş gelebildiğini merak ettiniz.

Sizde iz bırakan bir Fellini filmini İtalyanca olarak izlemek veya bir sonraki tatilinizde esnafla daha iyi anlaşıp şakalarına karşılık vermek istiyor olabilirsiniz. Ristorante’de masanıza ne geleceğinden emin olmak ya da Toto Cutugno’nun L’italiano şarkısının yeni yetme dönemimizin romantik yaz akşamları ile pek bağdaşmayan ama yine de kulağa harika gelen sözlerini anlamak, en azından artık Lasciatemi Cantare nakaratını doğru söylemek İtalyanca öğrenme isteğinizin nedenlerinden olabilir.

Demem o ki, İtalyanca öğrenmek için eğitim, iş veya orada yaşamak gibi somut bir nedeniniz olmayabilir. Benim yıllar içinde edindiğim deneyimden öğrendiğim bir şey var: İtalyanca öğrenme isteğinin nedeni her ne olursa olsun içinde daima aşk, müzik, görsel sanatlar, yemek ve daha birçok şey, hayata dair birçok tat gizli. Belki de kısaca ruh demek lazım buna, spirito!

Allora (haydi o zaman) biz de bir an önce Parlo Italiano diyebilmek için cominciamo subito (hemen başlayalım)..