Eğlenerek İtalyanca öğrenmek isteyenler için hazırladığım bloguma hoşgeldiniz! Öğrenmeye yeni başlıyorsanız, bütünlük açısından başta Gramer kategorisindekiler olmak üzere tüm yazıları ilkinden itibaren sırayla okumanızı öneririm..
İtalyanca’da tüm isimler maschile(erkek) veyafemminile’dir (dişi), cansız nesnelerin de bir cinsiyeti vardır.
Bu dilde articolo meselesi molto importanteolduğu için sözcükleri öğrenirken articolo’su ile öğrenmelisiniz. Örneğin, dişi olan casa (ev) sözcüğünü la casa olarak not etmelisiniz aklınıza veya defterinize. Aynı şekilde erkek bir sözcük olan kitabı da librodeğil, il libroolarak. Bu şekilde işiniz çok kolaylaşacak.
Grazie a Dio (Tanrıya şükür), Almanca’da olduğu gibi her sözcüğün articolo’sunu ezberlemek zorunda değiliz ve ancora una volta(bir kez daha)grazie a Dio, İtalyanca’da nötr cinsiyet yok!
Unacartoleria’dan (kırtasiye dükkânı) bir telefon defteri alıp öğrendiğiniz yeni sözcükleri ve deyimleri not ederek İtalyanca-Türkçe, isterseniz ikinci bir defteri de Türkçe-İtalyanca sözlük yapabilirsiniz.
Hem böylece artık fazla quaderni con rubrica alfabetica (fihrist) satamayan bir esnafı da sevindirmiş olursunuz!
Eğer gün adlarının başında il articolo’su kullanırsak gün adlarına farklı bir anlam kazandırmış oluruz:il lunedì (Pazartesi günleri, her Pazartesi). Tüm günler erkek sözcükler gibi ilarticolo’su alır, yalnızcadomenica dişi bir gün adıdır ve bu yüzden la domenica’dır.
Sayıları önce anlatma telaşıyla tarihler ve derken aylar, günler girdi araya, mecburen articolo bahsi geçti. Bir sonraki konumuz olacak gli articoli.
Buradaki kural, 10 sonrasında sayıların sonundaki sesli harfi atarak –esimo eklemek. Ancak bu kural son hanesi 3 ve 6 olan sayılar için geçerli değil. Bu sayılarda sondaki sesli harf korunuyor: quarantatreesimo (43), cinquantaseiesimo (56.)
Sıra sayılarını yazarken bizim kullandığımız nokta yerine derece işareti kullanılır.
1° primo 11° undicesimo 21° ventunesimo 100° centesimo
Siamo nel 21° secolo! (21. yüzyıldayız)
Tarihleri söylerken sayının başında ‘il’ articolo ’su (belirtili tanım edadı) kullanılır, yalnızca ayın 1. günü içinil primo denir, diğer günler için ise il due, il quindiciveya il trenta.
Il quindici aprile millenovecentosettantatré (15 Nisan 1973)
İtalyanca sayılar zor değil aslında, yalnızca bol pratik yapmak gerek.
1-20 arasındaki sayıları iyice ezberledikten sonra işiniz kolaylaşacak, www.parliamoitaliano.orgsitesinin tüm videoları gibi sayılar ile ilgili olan da son derece iyi.
İsterseniz doğrudan oradan çalışalım:
Sicilya’da mafya muhasebecisi olmayacaksanız daha büyük sayılara ihtiyacınız olmayacağını düşünüyorum!
Şimdi bilmeniz gereken birkaç kurala bakalım:
Venti, trenta, quaranta, cinquanta, sessanta, ottanta, novanta ve cento sayılarından sonra sesli harfle başlayan unoveyaotto geldiğinde sondaki sesli harf düşer.Ventidue (22) amaventuno (21) veyaventotto(28). Ottantasette (87) ama ottantuno veya ottantotto(88). Aynı şekilde, centocinque(105) amacentunoveya centotto (108)
Aynı kural mille için geçerli değil. Millesei(1006) ve milleuno (1001) veya milleotto (1008)
Cento çoğul olduğunda değişmez amamille, milionevemiliardoçoğullaşır. Novecento (900) ama diecimilioni(10 milyon) veya quattromiliardi(4 milyar). Millesayısının çoğulu ise tremila(3000) ve duemilacinquecento(2500) sayılarında olduğu gibi, bu kurallı çoğullaştırmadan farklı olarak mila’dır
Cento ve mille sayıları tekil olduğunda başına unarticolo’su (belirtisiz tanım edadı) gelmediği halde un milione ve un miliardo denir
Tresaysının kendisi hariç olmak üzere, treile biten tüm sayılarda sondaki e harfinin üzerinde aksan işareti vardır. Ventitré(23), sessantatré (63) veya ottantatré(83)
Türkçe’deki gibi binlik haneler punto (nokta), ondalık basamaklar virgola (virgül) ile ayrılır
Yıllar Türkçe’deki gibi söylenir.Millenovecentoquarantacinque(1945) veya duemiladiciotto(2018)
Ne kadar uzun olursa olsun, İtalyanca’da sayılar bitişik yazılır, duemilanovecentottantaquattro (2984)
Pratik yapmak için rastgele yazdığınız sayıları söylemeye çalışabilirsiniz.
İtalyanca’da sayıların olduğu çok sayıda deyim var.
Çoğunluk quattro ile:
quattro chiacchiere (iki çift laf, sohbet),a quattro passi (dört adım ileride, çok yakın), a quattr’occhi (özel olarak, iki çift göz karşılıklı) ve çok az sayıda insan anlamında quattro gatti (dört kedi).
Benim en sevdiğim ‘sayılı deyim’ ise cento di questi giorni. Doğum günü veya düğün gibi mutlu günlerde “bunun gibi 100 günün olsun” anlamında söylenen bir augurio(iyi dilek).
Franco Bastelli’nin Cento Di Questi Giorni şarkısı özel günler için güzel kutlama mesajları içeriyor:
İtalyan Kültür’de ilk kurumu tamamladığım yılın yazında üç kız Inter Rail ile Akdeniz ülkelerini gezdik. Beni heyecanlandıran tabii ki İtalya idi, ne de olsa dilini biliyordum (yani öyle sanıyordum).
Öğrendiğim gramer kurallarına güvenip sular seller gibi konuşacağımı sandım. Inter Ship kartımız da olduğu için Patras’tan nave(gemi) ile geçtiğimiz Bari’de hiçbir şey bilmediğimi, daha yolun çok başında olduğumu anladım.In una lingua straniera (yabancı bir dilde) sayıları bilmenin ne kadarimportanteolduğunu bilip azıcık çalışarak gitseydim Bari!
Sayıları her dilde 1’den başlayıp sırayla sayarak öğreniyoruz. Bu nedenle anında 15 diyemiyor veya 25 dendiğinde anlamıyordum. Özellikle de cinque, dieci, quindici, cinquantasayılarını sürekli duydukça kafam karışıyor, başım dönüyordu.
Örneğin, biglietto di treno alırken gayet havalı bir edaylasportello’ya (gişe) yaklaşıp “quanto costa un biglietto semplice a Venezia” diyerek Venedik’e tek yön biletin fiyatını sorabiliyor ama quindici mila lire (o zaman para birimleri liret idi henüz) gibi bir cevabı anlamıyor, “neyse ne, nasıl olsa gideceğiz” diye düşünüp üç bilet istediğimde ise 45.000 liret ödememiz gerektiğini söyleyen satıcıyı çileden çıkarıyordum. Sonunda ödememiz gereken ücreti bir kağıda yazdığında ise gururum kırılıyordu.
Veya Roma Termini istasyonunda bineceğimiz trenin 26 no’lu binario’dan (peron) kalkacağının söylendiği anonsta sayıyı yakalayamayıp oradan oraya koşturmamıza neden oluyordum. Aynı şekilde, Che ora é? veyaChe ore sono? diye saat sormayı bildiğim halde cevabı anlamadığım için saati sorduğum kişinin koluna yapışıyordum.
Hani ben yolculuğun İtalya kısmında iletişim görevini üstlenecektim?
Bu içimde bir yara olduğu için dopo sette anni (yedi yıl sonra) ders vermeye başlayınca sayıları hemen, daha pratik bir şekilde öğretme ilkesini benimsedim.
Alfabede olmayan K ve Y için diğer harfler seferber olurken, alfabede olup da okunmayan ve üstelik diğer harfler tarafından dışlanan H küsüp kaçmasın da ne yapsın?
1920-1980 yılları arasında yaşayan, İtalya’nın bir numaralı çocuk kitapları yazarı Gianni Rodari’nin L’Acca in fuga adlı öyküsünde, alfabedeki harflerin “O suratla alfabede işin ne, kimsenin seni telaffuz etmediğini biliyor musun yoksa bilmiyor musun?” diye dalga geçtiği H’nin sabrı taşar ve kendine değer verilen başka dillerin olduğu diyarlara doğru yola çıkar. Aklında H harfinin çok önemli olduğunu duyduğuGermania vardır.
Ancak, o yola çıkar çıkmaz chiese (kiliseler) bombardıman altında kalmış gibi çöker, chioschi (satış büfeleri) aniden hafifleşip havalanır ve gazeteler, biralar, meyve suları etrafa saçılır. Gökten cherubini (çocuk melekler) düşmeye başlar, H olmadan kanatsız kalmış gibidirler. Chiavi (anahtarlar) açmaz olur, dışarıda kalanlar açıkta uyumak zorunda kalır. Akordu bozulan chitarre (gitarlar) tencerelerden beter ses çıkarmaya başlar. Chianti şaraplarının tadı bozulur, zaten içmek de mümkün olmaz artık çünkü bicchieri (bardaklar) paramparça olur. H ortadan kaybolduğunda duvara çakılmakta olan chiodo (çivi) çekicin altında tereyağı gibi erir. Ertesi sabah, Alplerden İyon Denizi’ne kadar tek bir horozdan chicchirichi sesi gelmez. Geniş bir arama operasyonu başlar, sınırlara uyarı yapılır.
Derken pasaportu olmayan H, Avusturya’ya kaçak giriş yapmaya çalışırken yakalanır. Dizlerinin üzerinde H’ye yalvaranlar, o olmadan Dante Alighieri’nin adını bile telaffuz edemediklerini söyler. Chiavari halkı ona deniz kenarında bir villa sözü verir. İyi kalpli H kalarak chiacchierare (sohbet etmek, çene çalmak) fiilinin ve chicchessia (herhangi biri, olumsuz cümlede hiç kimse) zamirinin yüreklerine su serper. Ancak ona saygı göstermek gerekir, yoksa yine gider.
Anlatıcı ise miyop olduğunu ve senza occhiali (gözlüksüz) şuradan şurayı göremediğini ekliyor hikayenin sonuna.
Bu arada, chicchessia sözcüğü sizi korkutmasın, hikâyede geçtiği için kullandım, her iki anlamı için de daha yaygın kullanılan sevimli sözcükler var.
Ben de telaffuz kurallarını anlatırken onu sona bıraktığım için suçluluk duydum ve korktum şimdi.
Ya benden de giderse Acca, alim arap olur vallai billai!
Pronuncia(telaffuz) kurallarını anlatırken Türkçe veya İngilizce’ye benzeyen ya da kulağınıza aşina gelen sözcüklerden örnekler vereceğim. Böylece, telaffuz kurallarını öğrendiğinizde cento (yüz) sözcük daha öğrenmiş olacaksınız.
La
lettera C:
C harfi a, o veya u kalın sesli harflerin birinden önce geldiğinde k sesi verir.
camera (oda), carta (kağıt, kart), cane (köpek)
cuore (kalp, yürek), poco (az), conto (hesap )
C harfi e ve i ince sesli harflerin birinden önce geldiğinde ç sesi verir.
centro (merkez, orta), cento (100), cinema (sinema)
dieci (10), cena (akşam yemeği), cucina (mutfak)
C harfinden sonra -he veya -hi geldiğinde ke veya ki sesini elde ederiz. Yani araya eklenen h harfi ile alfabede olmayan k sesini yakalamış oluyoruz.
che, (ne), perché (neden, çünkü), chi(kim)
amiche (arkadaşlar, kız), anche (ayrıca, dahi), chiuso/a (kapalı)
Bu kurala göre, İtalyan bebek ve çocuk ürünleri markası Chicco’yu yanlış telaffuz ettiğimizi göreceksiniz. Ben de arkamdan gülüşülmesin diye çoğunlukla Kikkoyerine Çikkodiyorum.
C harfinden sonra -ia, -io veya -iu geldiğinde ise ça, ço veya çu sesi verir.
I harfi a, e, o ve u gibi diğer sesli harflerden önce veya sonra geldiğinde y sesi verir.
Italia (İtalya), famiglia (aile), noi (biz)
sedia (sandalye), sei (6), Dio (Tanrı)
La lettera Z:
Z harfi sert bir şekilde okunur ve Türkçe’deki ts sesini verir.
pizza (pizza), piazza (meydan), zucchero (şeker)
zio (amca, dayı), zia (hala, teyze), grazie (teşekkürler)
La lettera Q:
Q harfinden sonra her zaman u gelir ve ku sesi verir. Qu harflerinden sonra gelen a, e, i ve o sesli harfleri Q harfinin okunuşunu etkilemez.
qui (burada, buraya), quanto (ne kadar), quanti/quante (kaç tane) quando (ne zaman), questo (bu), quotidiano (gazete ve günlük, sıfat)
La lettera H:
İtalyanca’da H harfi okunmaz, bu harfle başlayan az sayıdaki sözcük yabancı kökenlidir.
hobby (hobi), habitat (habitat), hardware (donanım), hockey (hokey)
Acca harfine yalnızca avere(sahip olmak) fiilinin geniş zaman tekil şahıs çekimlerinde ve üçüncü çoğul şahıs çekiminde (ho, hai, ha ve hanno) rastlayacağız ama okumayacağız.
Bu nedenle bu poverina (zavallıcık) non capire un’acca(hiçbir şey anlamamak), non saperne un’ acca (bir konuda hiçbir şey bilmemek), non valere un’acca (hiç değmemek) gibi ‘hiçlik’ ifade edenmodi di dire’de (deyimler) boy gösterir.
Telaffuz kurallarının tam da anlattığım ve örneklediğim gibi özetlendiği bir video buldum:
İtalyan alfabesinde 16 consonanti(sessiz harf) ve 5 vocali(sesli harf) olmak üzere toplam 21 harf var.
A (a) B (bi) C (çi) D (di) E (e)
F (effe) G (ci) H (akka) I (i) L (elle)
M (emme) N (enne) O (o) P (pi) Q (ku)
R (erre) S (esse) T (ti) U (u) V (vu) Z (zeta)
Belki hemen dikkatinizi çekti, İtalyan alfabesinde K (kappa) ve Y (ipsilon) harfleri yok, ancak bu sesler birkaç harfin bir araya gelmesi ile elde ediliyor. K ve Y harflerine tıpkı J (i lunga), W (doppia vu) ve X (iks) gibi yabancı kökenli sözcüklerde rastlıyoruz.
Alfabede yalnızca beş sesli harf olmasına rağmen, İtalyanca’da tüm kişi adları ve sözcükler (isim, fiil, zamir, sıfat, zarf, edat, vb.) sesli harfle biter ve belki de dil bu yüzden şiirseldir.
Mutlaka dikkat etmişsinizdir, İtalyanların İngilizce veya diğer yabancı dilleri konuşurken diğer ülke insanlarına göre çok daha belirgin bir aksanı vardır ve gözünüzü kapatsanız bir grupta yabancı dil konuşan İtalyanları ayırt edebilirsiniz.
Ben bunun nedenini bu sesli harf durumuna bağlıyorum. Onlar, dillerine yabancı dillerden gelen autobus, bar ve film gibi az sayıda yabancı kökenli sözcük dışında sessiz harfle biten sözcüklere alışık değiller. Bu nedenle, yabancı dil öğrenirken telaffuz ciddi anlamda zor geliyor olmalı. Hep uzatabildikleri ‘önü açık’ sözcüklerden sonra yabancı bir dilin ‘kapalı’ sözcüklerini söylerken hızlarını alamayıp bir ‘a’ veya ‘e’ ekliyorlar çoğu sözcüğün sonuna.
What-a do you think-e, am I right-a? Biz de İtalyanca konuşurken hem dilimizi hem de ellerimizi ve kollarımızı serbest bırakacağız.
İtalyanca’nın telaffuzu, çok benzediği Fransızca ve İspanyolca gibi diğer Latin dillerine göre oldukça kolaydır çünkü più o meno (aşağı yukarı) yazıldığı gibi okunur ve okunduğu gibi yazılır.
Ancak, Gigliola (Cilyola) gibi bir kadın adı, Di Scisciola (Şişola) gibi bir soyadı, San Gimignano (Ciminyano) gibi görülmeye değer bir Ortaçağ kasabası, gnocchi (nyokki) ve tagliatelle (talyatelle)gibi lezzetli piatti’ler (tabaklar, yemekler), cicchetti(çikketti) gibi atıştırmalıklar, ghiaccio(giaçyo)ve spicciolo (spiççolo) gibi sözcükler ve cinquecentocinquantacinque (555) gibi söylemek sorunda kalabileceğimiz sayılar olduğu için bazı harflerle ilgili telaffuz kurallarını öğrenmemiz gerekiyor.
Neden İtalyanca öğrenmek istediğinizi veya öğrenmeye başlamış olduğunuzu bilmiyorum. Belki Venedik’te bir gondoliere’nin güçlü sesinden İtalyan folk şarkıları dinleyerek bu büyülü şehri gezerken karar verdiniz öğrenmeye, belki de bir sokak köşesinde tanık olduğunuz kavgada havaya savrulan sözcüklerin kulağa nasıl bu kadar hoş gelebildiğini merak ettiniz.
Sizde iz bırakan bir Fellini filmini İtalyanca olarak izlemek veya bir sonraki tatilinizde esnafla daha iyi anlaşıp şakalarına karşılık vermek istiyor olabilirsiniz. Ristorante’de masanıza ne geleceğinden emin olmak ya da Toto Cutugno’nun L’italianoşarkısının yeni yetme dönemimizin romantik yaz akşamları ile pek bağdaşmayan ama yine de kulağa harika gelen sözlerini anlamak, en azından artıkLasciatemi Cantare nakaratını doğru söylemek İtalyanca öğrenme isteğinizin nedenlerinden olabilir.
Demem o ki, İtalyanca öğrenmek için eğitim, iş veya orada yaşamak gibi somut bir nedeniniz olmayabilir. Benim yıllar içinde edindiğim deneyimden öğrendiğim bir şey var: İtalyanca öğrenme isteğinin nedeni her ne olursa olsun içinde daima aşk, müzik, görsel sanatlar, yemek ve daha birçok şey, hayata dair birçok tat gizli. Belki de kısaca ruh demek lazım buna, spirito!
Allora(haydi o zaman) biz de bir an önce Parlo Italianodiyebilmek için cominciamo subito(hemen başlayalım)..